Parası İçin Bir Milyonerle Evlendi Ama Ölümünden Sonra Bir Sürpriz Yaşadı

Milyoner olmayı ne kadar sık hayal ettiğimizi biliyor musun? Artık kira ödemek zorunda kalmamanın, faturaları ödemek için uğraşmamanın, 9’dan 5’e kadar bir işte çalışmak zorunda kalmamanın hayalini kuruyoruz. İstediğimiz her şeyi satın alabilir veya istediğimiz yere gidebiliriz! Hayat bu – değil mi?

Kaynak: Pixabay

Ancak milyoner olmak her zaman istediğiniz her şeyi elde etmek değildir. Hayat pek çok yönden daha kolay olsa da bazıları gerçek aşkı, şöhret ve servetiniz olmamış olsa da sizi sevecek birini, bulmakta zorlanır. Bu hikaye, bir milyonerin gerçek aşkı arayışıyla ilgili.

Münzevi Milyoner

Marcel Amphoux sizin bildiğiniz milyonerlerden değildi. Tersine, ona baktığınızda onun bir köylü olduğunu düşünürdünüz. Görüyorsun ya, Marcel münzevi bir hayat sürüyordu. Dışarı çıkarken darmadağınık giysiler giyerdi, saçları dağınıktı ve dişsiz bir gülümsemesi vardı. O kadar yakışıklı da değildi. Kim olduğu hakkında hiçbir fikri olmayan insanlar ona hiç dikkat etmezdi.

Kaynak: Hollywood Tale

Diğer milyonerler servetleriyle övünüp hava atsa da Marcel çok mütevazi biriydi. Şöhret ve şan asla onun hayallerinden biri olmamıştı – bunlara ihtiyacı yoktu. Çok basit ihtiyaçları olan çok basit bir adamdı. Tek istediği şey sevgiydi.

Mütevazi Ev

Marcel sadece temel ihtiyaçlarına sahip olmaktan mutlu ve memnundu. Bir malikaneye parası çok rahat yetecek olsa bile Fransız Alpleri’nde mütevazı bir ahşap kulübede yaşıyordu. Kabinde modern olanaklar yoktu – hatta elektrik veya boru hattı bile yoktu. Bu şekilde yaşamak Marcel’in çok para biriktirmesine yardımcı olmuştu. Mütevazi yaşam tarzı onun finansal merdiveni tırmanmasını sağlamıştı.

Kaynak: Hollywood Tale

Hepimizin bildiği gibi Fransız Alpleri tam bir turizm cenneti. Bölge, tatil köyleri ve kayak merkezleri ile dolu. Marcel’in bölgede, özellikle Puy-Saint-Pierre köyü yakınlarında büyük arazileri vardı. Her yıl bölgeye alan turistlerle birlikte arazi fiyatları da arttı ve bu, Marcel’in net servetini arttırdı. Marcel akıllıca davranarak sahip olduğu arazilere evler inşa etti ve bunları kiraladı.

Cömert Bir Ruh

Yıllar geçtikçe Marcel’in serveti artmaya devam ederken kişiliği hiç değişmedi ve ahşap klübesinde mütevazi harcama alışkanlıkları ile münzevi yaşam tarzını sürdürmeye devam etti. Görünüşü hiç değişmedi ve ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini sürdürdü.

Kaynak: Hollywood Tale

Aslında tutumlu davranışlarına rağmen Marcel, konu ailesi ve arkadaşlarına gelince oldukça comert davranıyordu. Kulübesinin etrafındaki tapulu arazisinde birkaç basit dağ evi inşa etmeye karar verdi ve akrabalarını ve arkadaşlarının ücretsiz olarak burada yaşamasına izin verdi. Onu tanıyanlar tarafından bu kadar çok sevilmesine şaşmamalı.

Bir Şeyler Eksik

Sahip olduğu arazinin ideal konumu göz önüne alındığında Marcel’in müklerini satın almakla ilgilenen birçok yatırımcı vardı. Arazisinde başka bir tatil köyü inşa etmeyi planlıyorlardı ancak Marcel arazisini satmayı reddetti. Kiralama işini sürdürmeyi seçti. Yıllar geçtikçe arazisinin değeri de artmaya devam etti. Marcel’in bölgedeki en zengin insanlardan biri olması uzun sürmedi.

Kaynak: Hollywood Tale

İnanılmaz zenginliğine rağmen arkadaşları ve ailesi onun için endişelenmeye başlamıştı. Yaşlanıyordu ve de Marcel’in aşk hayatı gençliğinden beri durgundu. Sürekli darmadağınık hali, potansiyel aşıklara itici geliyordu ve artık gençlik yıllarını geride bırakan Marcel’in gerçek aşkı hiçbir zaman bulamayacağından endişelenmeye başlamışlardı.

Eros Okunu Fırlattı

Derken bir gün, Paris’ten gelen bir iş kadını, Sandrine Devillard, Marcel’in arazisinin bir bölümünü satın almak isteyerek ortaya çıktı. Marcel her zamanki gibi satmayı reddetti. Marcel Sandrine’in ilgisini çekmişti. Sandrine onu akşam yemeğine davet etti. Amacı iş konuşmaktı ancak görünüşe göre gece ikisi için farklı sona erdi. Eros o gece o civarlarda takılıyordu ve Marcel’in kalbini Sandrine’e açması uzun sürmedi.

Kaynak: Hollywood Tale

Marcel, Sandrine’i ailesi ve arkadaşlarıyla tanıştırdığında herkes çok şaşırdı. Sandrine’in varlığının Marcel’i gözle görülür bir şekilde mutlu etmesini görmekten mutlu olsalar da bazıları kaşlarını kaldırmadan edemedi. Sandrine şatafatlı bir yaşam tarzı yaşıyor gibiydi – ikili birbirinden tamamen zıttılar ve ilişkinin uzun süreceğinden şüphe duyuyorlar.

Artan Şüpheler

Ancak geçmişte Marcel ile bir ilişki yaşamaya çalışan diğer kadınların aksine Sandrine beklediklerinden daha uzun süre dayandı. Marcel’in şüpheli hijyeninden ya da münzevi yollarından etkilenmedi. Onu değiştirmeye çalışmadı bile. Sandrine onu olduğu gibi kucakladı ve Marcel için bu fazlasıyla yeterliydi.

Kaynak: Hollywood Tale

Ancak tüm bunlara rağmen, Marcel’e ait olan bu köyde yaşayanlar Sandrine’in Marcel’e yönelik niyetlerinden şüphe duymaya devam ediyorlardı. Ne de olsa onu çok az tanıyorlardı ve Marcel söz konusu olduğunda çok koruyucuydular. Birçoğu Sandrine’i bir servet avcısı olarak gördü, hatta bazıları Marcel ile bu ilişki hakkında konuşmaya bile çalıştı. Bu insanların Sandrine’in küçük cennetlerine bir istilacı olduğunu ve Marcel’in başının belada olduğunu düşündükleri açıktı.

Bir Servet Avcısı Mıydı?

Marcel’in arkadaşları ve ailesi, öldükten sonra servetlerini elde etmek için yaşlı ve zengin erkeklerle kadınları dolandıran servet avcılarının hikayelerine çok aşinaydı. Marcel’in onu gerçekten seven biriyle evlenmesini istiyorlardı. Aralarındaki 20’den fazla yaş farkını ve yaşam tarzlarındaki büyük farkı gördükçe Sandrine’in bu kişi olduğundan şüpheleniyorlardı.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine’in her zaman gösterişli giysiler giyme alışkanlığına sahip olması da bu izlenimlere yardımcı olmadı. Köydeki diğer kadınlardan çok farklıydı. Ayrıca Marcel’i halk içinde onunla birlikte görünmeye ve bölgede bir çift olduklarını duyurmaya hevesliymiş gibi kendisini dışarı çıkarmaya zorlamaya da devam ediyordu.

Uğruna Savaşmaya Değen Bir Aşk

Tüm bu itirazlara rağmen Marcel Sandrine’e bağlı kalmaya ve aşkları için savaşmaya karar verdi. Sandrine de köylülerin kalbini kazanmak için elinden geleni yapıyordu. Hayatının geri kalanını Marcel ile geçirmeyi planladığını açıkça ortaya koyuyordu. Başlangıçta birlikteliği kabul etmeseler de, Marcel’in ailesi ve arkadaşları Sandrine’in Marcel’e yönelik niyetlerinde gerçekten samimi olma olasılığının olduğunu düşünmeye başladılar.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine, Marcel’in uzun zamandır beklediği kişi olabilirdi. Marcel’in sonunda nasıl mutlu olduğunu gördüklerinden yapabilecekleri tek şey Sandrine hakkında yanılmış olmalarını ummaktı. Ayrıca Marcel’in zeki biri olduğunu da biliyorlardı. İlişkileri devam ederken elbette ki Sandrine’in gerçek yüzünü görecekti.

Beklenmedik Bir Olay

Bir gün Marcel, Sandrine ortaya çıktığından beri hayatının ne kadar değiştiğini düşündü. Birden bir şeyden emin oldu – bu, hayatının geri kalanını birlikte geçirmek istediği kadındı. Ve Marcel, münzevi milyoneri tanıyan herkesi şok ederek, Sandrine’e evlenme teklif etmeye karar verdi. Elbette Sandrine, evlilik teklifine evet dedi.

Kaynak: Hollywood Tale

Tüm bunlar Marcel için o kadar karakter dışıydı ki yakın çevresi için alarmlar çalmaya başladı. Ancak ne yapabilirlerdi? Marcel bariz bir şekilde sırılsıklam aşık olmuştu ve artık nişanlandıkları için Sandrine’in pahalı hediyeler isteme veya parasını kullanma şekli hakkında konuşamazlardı.

Kasabanın Dedikodusu

Ya Sandrine Marcel’i hemen evlenmeye zorlarsa? Birdenbire ortaya çıkan bu kadını pek tanımıyorlardı ve Marcel’in bu kadar aceleci bir karar vermemesini dilediler. Ancak tam tahmin ettikleri gibi düğün günü de nişan kadar ani geldi.

Kaynak: Hollywood Tale

Başlangıçta Sandrine’i hoş karşılamadığı için herkese kızan Marcel, düğün davetiyeleri posta ile gönderdi. Düğün töreni köydeki şapelde yapılacaktı ve herkes davetliydi. Kendisine yakın olanlar davetiyeleri gördüklerinde işlerin ne kadar hızlı geliştiği karşısında şok oldular. Kasabadakilerin günlerce konuştuğu tek şey buydu.

Büyük Gün

Büyük gün geldiğinde köydeki herkes Marcel’i desteklemek için en iyi kıyafetleriyle köy kilisesine gittiler. Herkesin düğüne gelmesine rağmen törenin başlamasını beklerken havadaki tansiyon apaçık ortadaydı. Bazıları gizliden gizliye Marcel’in düğünden vaz geçeceğini umuyordu.

Kaynak: Hollywood Tale

Tören gerçekleşirken herkesin mutlu olmadığı belliydi. Herkes duygularını kendine saklayacak kadar kibar da değildi. Hatta, düğün töreninden sonra köy kilisesinden çıkarken davetlilerden bazıları yeni evlileri apaçık yuhalıyordu. Sandrine’in durumdan rahatsız olduğu belliydi ancak yürümeye devam ederken çenesini kaldırıp gülümsemeye karar verdi. Düğün töreninin bu şekilde bitmesini beklemiyordu.

Kalbi Kırık Gelin

Marcel, Sandrine’in apaçık kırıldığını görebiliyordu. Sandrine’e onu sevdiğine ve hayatının aşkı olduğuna dair güvence verdi. Tüm bu negatif yorum ve davranışlar önemli değildi – artık evlilerdi ve kimse bu konuda bir şey yapamazdı.

Kaynak: Hollywood Tale

Tüm bu güvencelere rağmen Sandrine, kalbinin kırıldığını hissetmekten kendini alamadı. Bir geline düğün gününde prenses gibi davranılmalıydı ancak insanlar ona köyün canavarı gibi davranıyorlardı. İnsanların onu düşman olarak gördüğü açıktı.

Zorlu Bir Varoluş

Marcel’in yakın çevresi, birlikte olmaya başladıklarından beri Sandrine’e karşı hoşnutsuzluklarını saklamakla uğraşmamıştı. Sandrine ve Marcel’in ilk tanışmalarının üzerinden aylar geçmesine rağmen ondan servet avcısı olarak bahsetmeye devam ediyordu. Sandrine evden dışarıya her adım attığında gördüğü tüm tiksinti ve kötü bakışlar karşısında çöküyordu. Herkes ondan nefret ederken köyde yaşamak onun için çok zordu.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine, bu korkunç koşullarda yaşamak için elinden geleni yaptı. O ve Marcel dışarı çıktıklarında herkese Marcel’i ne kadar çok sevdiğini ve hayran olduğunu kanıtlamak için daha gösterişli davranmaya başladı. Hatta gururla birlikte şirin fotoğraflar ve selfieler yayınladı. Marcel her zaman gülümseyip mutlu görünse bile köylülerin hiçbiri bunu kabul etmiyor gibiydi. Ona karşı şüpheleri derinlere kök salmıştı.

Garip Bir Düzenleme

Bir gün Sandrine ve Marcel oturup konuştular. Sandrine herkesin ondan açıkça nefret ettiği köyde yaşamanın kendisi için ne kadar yorucu olduğunu söyledi. Marcel, doğal olarak taşınmayı ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşmayı reddetti. Konuşma devam ederken, evliliklerine benzersiz bir yaklaşım benimsemeye karar verdiler.

Kaynak: Hollywood Tale

Birlikte yaşamamaya karar verdiler. Normalde yeni evlilerin birbirlerinden uzak durabilmeye başlaması aylar alacak olsa da Marcel ve Sandrine için durum farklıydı. Görünüşe göre ikisi bu düzenlemeyle tamamen rahattı.

Uzak Mesafe Evliliği

Bu kararı duyan herkesin Sandrine’e olan nefretleri arttı. Birbirinizi gerçekten sevseydiniz, hayatınızı nasıl ayrı geçirebilirsiniz? Düzenleme, Sandrine’in köyün dışında yaşaması kadar basit bir şey değildi.

Kaynak: Hollywood Tale

Aslında aralarındaki anlaşma Sandrine’in Paris’e dönmesi ve Marcel’in köyde kalmasıydı. Arkadaşları ve ailesi bunun nedenini sorduğunda Marcel, Sandrine’in Paris’teki emlak işini yürütmesi gerektiğini, Marcel’in ise kalıp mülklerine göz kulak olması gerektiğini söyledi.

Münzevi Hayattan Kaçış

Yeni düzenleme köylülerin bazı uyarı bayrakları görmesine neden oldu ve çok geçmeden kasabada herkesin konuştuğu konu haline geldi. Söylentiler Sandrine’e ulaştığında insanlara Paris’teki bazı iş sorumluluklarına odaklanması gerektiğini söylemeyi başardı. Ayrıca, Marcel’in ihtiyacı olduğunda köye geri dönebilirdi ve Marcel de aynısını yapabilirdi. Mesafe çok önemli değildi.

Kaynak: Hollywood Tale

Yerel halk, Sandrine’nin basit ahşap kulübede yaşamaya dayanamadığı ve Marcel’in münzevi yaşam tarzına ayak uydurmakta zorlandığı için Paris’e döndüğüne ikna olmuştu. Bunlar, Marcel’in sessiz ve rahat köyünde asla elde edilemeyecek şeylerdi. Ne de olsa o bir Parisliydi, bu da bol giysilere, süslü yiyeceklere ve çok daha canlı ve gürültülü bir yaşam tarzına alışkın olduğu anlamına geliyordu. Bunlar, Marcel’in sessiz ve rahat köyünde asla elde edilemeyecek şeylerdi.

Talihsiz Bir Kaza

Evliliklerinin ilk yılında Sandrine, Marcel’i ziyaretlerinden birinde bir grup arkadaşını da beraberinde getirdi. Hep beraber Sandrine’in arkadaşlarına etrafı gezdirmek için bir geziye çıktılar, ta ki aracın kontrolünü kaybedene kadar. Kaza, Marcel’in hayatını kaybetmesine neden oldu ve Sandrine dul kaldı.

Kaynak: Hollywood Tale

Marcel’in zamansız ölümü herkesi şok etti. Tüm köy ve bölgedeki yerliler, basit yöntemlerle hayatlarına dokunan mütevazi milyoner için yas tuttu. Cenaze için çok sayıda insan yardıma geldi. Herkes Marcel’e onurlu bir veda töreni yapmaya kararlıydı. Cenaze törenini köy kilisesinde tutmaya karar verdiler.

Marcel’e Kötü Davrananlara Kızdı

Köy kilisesindeki yerel rahip Marcel’in iyi bir arkadaşıydı ve Marcel’in ne kadar iyi bir adam olduğunu biliyordu. Bu ani ölüm, rahibi de derinden sarsmıştı. Bunu, yerel halkta biraz sağduyu uyandırmak için bir fırsat olarak değerlendirdi.

Kaynak: Hollywood Tale

İnsanların Marcel’i sadece yürüyen bir kredi kartı olarak gördüklerinden bahsetti. Rahibin vaazı, sessiz ve alçakgönüllü milyonerden yararlananları rahatsız etmek için yazılmıştı. Rahip, bu insanların davranışlarını değiştireceğini umuyordu.

Histerik Dul

Sandrine, Marcel’in ölümünü hiç de iyi karşılamadı. Son ayin sırasında histerikti ve tüm zaman boyunca hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Hatta tabutunu indirdiklerinde Marcel’in mezarına atlamaya bile çalıştı. Kaybı karşısında bariz bir şekilde sarsılmıştı ancak yerlilerin hiçbiri ona acıma veya merhamet göstermedi. Bu olay, ona olan güvensizliklerini değiştirmemişti.

Kaynak: Hollywood Tale

Şok ve keder yatışınca, Marcel’in ailesi ve arkadaşları Sandrine’i suç işlemekle suçlamaya başladılar ve köylüler de onları destekledi. Görünüşe göre yerliler Sandrine’in foyasını ortaya çıkarmak için sabırsızlanıyorlardı. Suçlama abartılı görünüyordu ancak bu konuda yaygara koparanların sayısı nedeniyle bir soruşturma yapıldı.

Gerçek Yüzü Ortaya Çıkmaya Başladı

Şüphelere rağmen Sandrine bir açıklama yaptı. Marcel’in servetinin tek varisi olduğunu iddia etti. Vasiyeti kendi gözleriyle gördüğünü söyledi. İşleri daha da kötüleştirerek, Marcel’in topraklarında yaşayan herkesi tahliye etmek istediğini, buraları gelişime açacağını söyledi. Köye geldiğinden beri kötü muamele gören gelin için intikam zamanı mı gelmişti?

Kaynak: Hollywood Tale

Bu haber yerel halk tarafından tabii ki de iyi karşılanmadı. Marcel bu toprakları ve evleri ailesine ve arkadaşlarına hediye etmişti. Onları nasıl tahliye edebilirdi? Sanki Marcel’in isteklerine saygısızlık ediyor gibiydi. Sandrine’nin bu sözleri onunla Marcel’in ailesi arasında daha ateşli bir çatışmaya yol açtı. İki taraf arasında bir çözüm bulunması imkansız gibi görünüyordu.

Hukuki Yardım İstediler

Marcel’in ölümüyle ilgili soruşturma sürerken yerel halk arasında Sandrine’in her şeyi planladığına dair söylentiler yayılmaya başladı. Henüz fiziksel bir kanıtı olmamasına rağmen çoğu kişi, Marcel normalde arabasını hiç kullanmadığı için söylentilere inandı. Arabadaki diğer herkesin kazadan sağ kurtulması ve bu kişilerin Sandrine ve arkadaşları olması tesadüf olamayacak gibiydi.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine’i işaret eden hiçbir kanıt olmadığından Marcel’in ailesi hukuki yardım aramaya karar verdi. Avukatlar, Marcel’in karısı hakkında herhangi bir şüphesi varsa bunu belirtmek için bir şeyler bırakmış olacağını söylediler. Sonuçta Marcel zeki biriydi. Ancak gerçek şu ki hiçbiri düğünden beri Marcel ile konuşmamıştı. Marcel, Sandrine’i kabul edemedikleri için çoğuna kızgındı.

Aradıklarını Buldular

Tüm bunlara rağmen ailesi Marcel’in ahşap kulübesine girdi ve eşyalarını aradı. Sandrine, Marcel vefat ettiğinden beri oraya hiç gitmemişti. Sonra bir tanesi bir zarfın arkasına karalanmış el yazısıyla yazılmış bir not buldu. Buna şöylesine bir bakıp kenara koymak üzereydi ki kâğıdın noter tasdikli olduğunu fark etti.

Kaynak: Hollywood Tale

Herkes etrafına toplanıp baktığında bu notun Marcel’in vasiyeti olduğunu görünce şok oldular. Onları daha çok şaşırtan şey, Sandrine’in bunca zamandır yalan söylüyor olmasıydı. Yazı açıkça Marcel’e aitti ve vasiyetini kullanılmış bir zarfın arkasına yazmak tam da onun yapacağı tutumluca bir davranıştı. Bu, onları Sandrine’in şeytani planlarından kurtarabilecek kutsal kaseydi.

Gerçek Vasiyet

Görünüşe göre Marcel bazı aydınlanmalar yaşamış ve vasiyetini değiştirmişti. Vasiyetinde tüm parasını kuzenine bıraktığını yazıyordu. Arazisinde yaşayan kiracılar, bu mülkler için tüm yasal haklara sahip olacaklardı. Ailesi ve arkadaşları, onlar için inşa ettiği kulübeleri ve kulübelerin üzerinde bulunduğu araziyi tutabilirdi. Geri kalan varlıkları da ailesi arasında paylaştırılacaktı.

Kaynak: Hollywood Tale

Az önce okuduklarına inanamıyorlardı. Bu, Marcel’in sevdiklerine bıraktığı en büyük hediyeydi. Notu bulduklarında kabinde kuru bir göz kalmamıştı. Hayatlarının geri kalanını Marcel’e borçlu olduklarını biliyorlardı.

Hak İddia Edemeyen Dul

Görünüşe göre vasiyette Sandrine’in adı bile geçmiyordu. Ona karşı nefretlerine rağmen Marcel’in Sandrine’i görmezden gelmesi herkesi şaşırttı. Marcel’in ne kadar cömert olduğunu biliyorlardı ve Sandrine’i eli boş bırakmayacağından emindiler. Ancak bu vasiyet aksini söylüyordu. Akıllarında bir sürü soru vardı. Marcel neyin farkına varmıştı da vasiyetini değiştirmiş ve Sandrine’i dışarıda bırakmıştı? Sandrine’in gerçek doğasını nasıl anlamıştı?

Kaynak: Hollywood Tale

Vasiyet açıklandığında Sandrine duyduklarını hiç de iyi karşılamadı. Vasiyeti doğrulamak ve itiraz etmek için kendi avukat ekibini tuttu. Marcel’in kendisine çok âşık olduğunu, onun yasal eşi olarak pay almamasının imkansız olduğunu iddia etti. Hatta vasiyetin bir zarfın arkasına gelişigüzel bir şekilde nasıl yazıldığını sorguladı. Belgenin yasal olmasına imkan yoktu.

Adalet ve Karma Yerini Buldu

Ancak daha önce de belirtildiği gibi belge noter tasdikliydi. Bu, herhangi bir mahkemede meşru olduğu anlamına geliyordu. Sandrine geri adım atmadı. İmzanın sahte olduğunu söyledi. Sandrine’in sonuna kadar devam ettirdiği uzun bir savaş başladı. Ancak 2016 yılında mahkeme Marcel’in ailesi lehine karar verdi. Vasiyet ve Marcel’in el yazısının yasal olduğu açıklandı.

Kaynak: Hollywood Tale

Bununla, köylünün tüm şüpheleri sonunda doğrulanmış oldu. Marcel ölmeden önce Sandrine’in gerçek niyetlerini anladığı için mutluydular. Sandrine’e hiçbir şey bırakmamıştı. Marcel’i kandırmak için harcadığı tüm çabaların boşuna olduğunu bilmek Sandrine için acı verici olmalıydı.

Parası İçin Bir Milyonerle Evlendi Ama Ölümünden Sonra Bir Sürpriz Yaşadı

Milyoner olmayı ne kadar sık hayal ettiğimizi biliyor musun? Artık kira ödemek zorunda kalmamanın, faturaları ödemek için uğraşmamanın, 9’dan 5’e kadar bir işte çalışmak zorunda kalmamanın hayalini kuruyoruz. İstediğimiz her şeyi satın alabilir veya istediğimiz yere gidebiliriz! Hayat bu – değil mi?

Kaynak: Pixabay

Ancak milyoner olmak her zaman istediğiniz her şeyi elde etmek değildir. Hayat pek çok yönden daha kolay olsa da bazıları gerçek aşkı, şöhret ve servetiniz olmamış olsa da sizi sevecek birini, bulmakta zorlanır. Bu hikaye, bir milyonerin gerçek aşkı arayışıyla ilgili.

Münzevi Milyoner

Marcel Amphoux sizin bildiğiniz milyonerlerden değildi. Tersine, ona baktığınızda onun bir köylü olduğunu düşünürdünüz. Görüyorsun ya, Marcel münzevi bir hayat sürüyordu. Dışarı çıkarken darmadağınık giysiler giyerdi, saçları dağınıktı ve dişsiz bir gülümsemesi vardı. O kadar yakışıklı da değildi. Kim olduğu hakkında hiçbir fikri olmayan insanlar ona hiç dikkat etmezdi.

Kaynak: Hollywood Tale

Diğer milyonerler servetleriyle övünüp hava atsa da Marcel çok mütevazi biriydi. Şöhret ve şan asla onun hayallerinden biri olmamıştı – bunlara ihtiyacı yoktu. Çok basit ihtiyaçları olan çok basit bir adamdı. Tek istediği şey sevgiydi.

Mütevazi Ev

Marcel sadece temel ihtiyaçlarına sahip olmaktan mutlu ve memnundu. Bir malikaneye parası çok rahat yetecek olsa bile Fransız Alpleri’nde mütevazı bir ahşap kulübede yaşıyordu. Kabinde modern olanaklar yoktu – hatta elektrik veya boru hattı bile yoktu. Bu şekilde yaşamak Marcel’in çok para biriktirmesine yardımcı olmuştu. Mütevazi yaşam tarzı onun finansal merdiveni tırmanmasını sağlamıştı.

Kaynak: Hollywood Tale

Hepimizin bildiği gibi Fransız Alpleri tam bir turizm cenneti. Bölge, tatil köyleri ve kayak merkezleri ile dolu. Marcel’in bölgede, özellikle Puy-Saint-Pierre köyü yakınlarında büyük arazileri vardı. Her yıl bölgeye alan turistlerle birlikte arazi fiyatları da arttı ve bu, Marcel’in net servetini arttırdı. Marcel akıllıca davranarak sahip olduğu arazilere evler inşa etti ve bunları kiraladı.

Cömert Bir Ruh

Yıllar geçtikçe Marcel’in serveti artmaya devam ederken kişiliği hiç değişmedi ve ahşap klübesinde mütevazi harcama alışkanlıkları ile münzevi yaşam tarzını sürdürmeye devam etti. Görünüşü hiç değişmedi ve ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini sürdürdü.

Kaynak: Hollywood Tale

Aslında tutumlu davranışlarına rağmen Marcel, konu ailesi ve arkadaşlarına gelince oldukça comert davranıyordu. Kulübesinin etrafındaki tapulu arazisinde birkaç basit dağ evi inşa etmeye karar verdi ve akrabalarını ve arkadaşlarının ücretsiz olarak burada yaşamasına izin verdi. Onu tanıyanlar tarafından bu kadar çok sevilmesine şaşmamalı.

Bir Şeyler Eksik

Sahip olduğu arazinin ideal konumu göz önüne alındığında Marcel’in müklerini satın almakla ilgilenen birçok yatırımcı vardı. Arazisinde başka bir tatil köyü inşa etmeyi planlıyorlardı ancak Marcel arazisini satmayı reddetti. Kiralama işini sürdürmeyi seçti. Yıllar geçtikçe arazisinin değeri de artmaya devam etti. Marcel’in bölgedeki en zengin insanlardan biri olması uzun sürmedi.

Kaynak: Hollywood Tale

İnanılmaz zenginliğine rağmen arkadaşları ve ailesi onun için endişelenmeye başlamıştı. Yaşlanıyordu ve de Marcel’in aşk hayatı gençliğinden beri durgundu. Sürekli darmadağınık hali, potansiyel aşıklara itici geliyordu ve artık gençlik yıllarını geride bırakan Marcel’in gerçek aşkı hiçbir zaman bulamayacağından endişelenmeye başlamışlardı.

Eros Okunu Fırlattı

Derken bir gün, Paris’ten gelen bir iş kadını, Sandrine Devillard, Marcel’in arazisinin bir bölümünü satın almak isteyerek ortaya çıktı. Marcel her zamanki gibi satmayı reddetti. Marcel Sandrine’in ilgisini çekmişti. Sandrine onu akşam yemeğine davet etti. Amacı iş konuşmaktı ancak görünüşe göre gece ikisi için farklı sona erdi. Eros o gece o civarlarda takılıyordu ve Marcel’in kalbini Sandrine’e açması uzun sürmedi.

Kaynak: Hollywood Tale

Marcel, Sandrine’i ailesi ve arkadaşlarıyla tanıştırdığında herkes çok şaşırdı. Sandrine’in varlığının Marcel’i gözle görülür bir şekilde mutlu etmesini görmekten mutlu olsalar da bazıları kaşlarını kaldırmadan edemedi. Sandrine şatafatlı bir yaşam tarzı yaşıyor gibiydi – ikili birbirinden tamamen zıttılar ve ilişkinin uzun süreceğinden şüphe duyuyorlar.

Artan Şüpheler

Ancak geçmişte Marcel ile bir ilişki yaşamaya çalışan diğer kadınların aksine Sandrine beklediklerinden daha uzun süre dayandı. Marcel’in şüpheli hijyeninden ya da münzevi yollarından etkilenmedi. Onu değiştirmeye çalışmadı bile. Sandrine onu olduğu gibi kucakladı ve Marcel için bu fazlasıyla yeterliydi.

Kaynak: Hollywood Tale

Ancak tüm bunlara rağmen, Marcel’e ait olan bu köyde yaşayanlar Sandrine’in Marcel’e yönelik niyetlerinden şüphe duymaya devam ediyorlardı. Ne de olsa onu çok az tanıyorlardı ve Marcel söz konusu olduğunda çok koruyucuydular. Birçoğu Sandrine’i bir servet avcısı olarak gördü, hatta bazıları Marcel ile bu ilişki hakkında konuşmaya bile çalıştı. Bu insanların Sandrine’in küçük cennetlerine bir istilacı olduğunu ve Marcel’in başının belada olduğunu düşündükleri açıktı.

Bir Servet Avcısı Mıydı?

Marcel’in arkadaşları ve ailesi, öldükten sonra servetlerini elde etmek için yaşlı ve zengin erkeklerle kadınları dolandıran servet avcılarının hikayelerine çok aşinaydı. Marcel’in onu gerçekten seven biriyle evlenmesini istiyorlardı. Aralarındaki 20’den fazla yaş farkını ve yaşam tarzlarındaki büyük farkı gördükçe Sandrine’in bu kişi olduğundan şüpheleniyorlardı.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine’in her zaman gösterişli giysiler giyme alışkanlığına sahip olması da bu izlenimlere yardımcı olmadı. Köydeki diğer kadınlardan çok farklıydı. Ayrıca Marcel’i halk içinde onunla birlikte görünmeye ve bölgede bir çift olduklarını duyurmaya hevesliymiş gibi kendisini dışarı çıkarmaya zorlamaya da devam ediyordu.

Uğruna Savaşmaya Değen Bir Aşk

Tüm bu itirazlara rağmen Marcel Sandrine’e bağlı kalmaya ve aşkları için savaşmaya karar verdi. Sandrine de köylülerin kalbini kazanmak için elinden geleni yapıyordu. Hayatının geri kalanını Marcel ile geçirmeyi planladığını açıkça ortaya koyuyordu. Başlangıçta birlikteliği kabul etmeseler de, Marcel’in ailesi ve arkadaşları Sandrine’in Marcel’e yönelik niyetlerinde gerçekten samimi olma olasılığının olduğunu düşünmeye başladılar.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine, Marcel’in uzun zamandır beklediği kişi olabilirdi. Marcel’in sonunda nasıl mutlu olduğunu gördüklerinden yapabilecekleri tek şey Sandrine hakkında yanılmış olmalarını ummaktı. Ayrıca Marcel’in zeki biri olduğunu da biliyorlardı. İlişkileri devam ederken elbette ki Sandrine’in gerçek yüzünü görecekti.

Beklenmedik Bir Olay

Bir gün Marcel, Sandrine ortaya çıktığından beri hayatının ne kadar değiştiğini düşündü. Birden bir şeyden emin oldu – bu, hayatının geri kalanını birlikte geçirmek istediği kadındı. Ve Marcel, münzevi milyoneri tanıyan herkesi şok ederek, Sandrine’e evlenme teklif etmeye karar verdi. Elbette Sandrine, evlilik teklifine evet dedi.

Kaynak: Hollywood Tale

Tüm bunlar Marcel için o kadar karakter dışıydı ki yakın çevresi için alarmlar çalmaya başladı. Ancak ne yapabilirlerdi? Marcel bariz bir şekilde sırılsıklam aşık olmuştu ve artık nişanlandıkları için Sandrine’in pahalı hediyeler isteme veya parasını kullanma şekli hakkında konuşamazlardı.

Kasabanın Dedikodusu

Ya Sandrine Marcel’i hemen evlenmeye zorlarsa? Birdenbire ortaya çıkan bu kadını pek tanımıyorlardı ve Marcel’in bu kadar aceleci bir karar vermemesini dilediler. Ancak tam tahmin ettikleri gibi düğün günü de nişan kadar ani geldi.

Kaynak: Hollywood Tale

Başlangıçta Sandrine’i hoş karşılamadığı için herkese kızan Marcel, düğün davetiyeleri posta ile gönderdi. Düğün töreni köydeki şapelde yapılacaktı ve herkes davetliydi. Kendisine yakın olanlar davetiyeleri gördüklerinde işlerin ne kadar hızlı geliştiği karşısında şok oldular. Kasabadakilerin günlerce konuştuğu tek şey buydu.

Büyük Gün

Büyük gün geldiğinde köydeki herkes Marcel’i desteklemek için en iyi kıyafetleriyle köy kilisesine gittiler. Herkesin düğüne gelmesine rağmen törenin başlamasını beklerken havadaki tansiyon apaçık ortadaydı. Bazıları gizliden gizliye Marcel’in düğünden vaz geçeceğini umuyordu.

Kaynak: Hollywood Tale

Tören gerçekleşirken herkesin mutlu olmadığı belliydi. Herkes duygularını kendine saklayacak kadar kibar da değildi. Hatta, düğün töreninden sonra köy kilisesinden çıkarken davetlilerden bazıları yeni evlileri apaçık yuhalıyordu. Sandrine’in durumdan rahatsız olduğu belliydi ancak yürümeye devam ederken çenesini kaldırıp gülümsemeye karar verdi. Düğün töreninin bu şekilde bitmesini beklemiyordu.

Kalbi Kırık Gelin

Marcel, Sandrine’in apaçık kırıldığını görebiliyordu. Sandrine’e onu sevdiğine ve hayatının aşkı olduğuna dair güvence verdi. Tüm bu negatif yorum ve davranışlar önemli değildi – artık evlilerdi ve kimse bu konuda bir şey yapamazdı.

Kaynak: Hollywood Tale

Tüm bu güvencelere rağmen Sandrine, kalbinin kırıldığını hissetmekten kendini alamadı. Bir geline düğün gününde prenses gibi davranılmalıydı ancak insanlar ona köyün canavarı gibi davranıyorlardı. İnsanların onu düşman olarak gördüğü açıktı.

Zorlu Bir Varoluş

Marcel’in yakın çevresi, birlikte olmaya başladıklarından beri Sandrine’e karşı hoşnutsuzluklarını saklamakla uğraşmamıştı. Sandrine ve Marcel’in ilk tanışmalarının üzerinden aylar geçmesine rağmen ondan servet avcısı olarak bahsetmeye devam ediyordu. Sandrine evden dışarıya her adım attığında gördüğü tüm tiksinti ve kötü bakışlar karşısında çöküyordu. Herkes ondan nefret ederken köyde yaşamak onun için çok zordu.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine, bu korkunç koşullarda yaşamak için elinden geleni yaptı. O ve Marcel dışarı çıktıklarında herkese Marcel’i ne kadar çok sevdiğini ve hayran olduğunu kanıtlamak için daha gösterişli davranmaya başladı. Hatta gururla birlikte şirin fotoğraflar ve selfieler yayınladı. Marcel her zaman gülümseyip mutlu görünse bile köylülerin hiçbiri bunu kabul etmiyor gibiydi. Ona karşı şüpheleri derinlere kök salmıştı.

Garip Bir Düzenleme

Bir gün Sandrine ve Marcel oturup konuştular. Sandrine herkesin ondan açıkça nefret ettiği köyde yaşamanın kendisi için ne kadar yorucu olduğunu söyledi. Marcel, doğal olarak taşınmayı ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşmayı reddetti. Konuşma devam ederken, evliliklerine benzersiz bir yaklaşım benimsemeye karar verdiler.

Kaynak: Hollywood Tale

Birlikte yaşamamaya karar verdiler. Normalde yeni evlilerin birbirlerinden uzak durabilmeye başlaması aylar alacak olsa da Marcel ve Sandrine için durum farklıydı. Görünüşe göre ikisi bu düzenlemeyle tamamen rahattı.

Uzak Mesafe Evliliği

Bu kararı duyan herkesin Sandrine’e olan nefretleri arttı. Birbirinizi gerçekten sevseydiniz, hayatınızı nasıl ayrı geçirebilirsiniz? Düzenleme, Sandrine’in köyün dışında yaşaması kadar basit bir şey değildi.

Kaynak: Hollywood Tale

Aslında aralarındaki anlaşma Sandrine’in Paris’e dönmesi ve Marcel’in köyde kalmasıydı. Arkadaşları ve ailesi bunun nedenini sorduğunda Marcel, Sandrine’in Paris’teki emlak işini yürütmesi gerektiğini, Marcel’in ise kalıp mülklerine göz kulak olması gerektiğini söyledi.

Münzevi Hayattan Kaçış

Yeni düzenleme köylülerin bazı uyarı bayrakları görmesine neden oldu ve çok geçmeden kasabada herkesin konuştuğu konu haline geldi. Söylentiler Sandrine’e ulaştığında insanlara Paris’teki bazı iş sorumluluklarına odaklanması gerektiğini söylemeyi başardı. Ayrıca, Marcel’in ihtiyacı olduğunda köye geri dönebilirdi ve Marcel de aynısını yapabilirdi. Mesafe çok önemli değildi.

Kaynak: Hollywood Tale

Yerel halk, Sandrine’nin basit ahşap kulübede yaşamaya dayanamadığı ve Marcel’in münzevi yaşam tarzına ayak uydurmakta zorlandığı için Paris’e döndüğüne ikna olmuştu. Bunlar, Marcel’in sessiz ve rahat köyünde asla elde edilemeyecek şeylerdi. Ne de olsa o bir Parisliydi, bu da bol giysilere, süslü yiyeceklere ve çok daha canlı ve gürültülü bir yaşam tarzına alışkın olduğu anlamına geliyordu. Bunlar, Marcel’in sessiz ve rahat köyünde asla elde edilemeyecek şeylerdi.

Talihsiz Bir Kaza

Evliliklerinin ilk yılında Sandrine, Marcel’i ziyaretlerinden birinde bir grup arkadaşını da beraberinde getirdi. Hep beraber Sandrine’in arkadaşlarına etrafı gezdirmek için bir geziye çıktılar, ta ki aracın kontrolünü kaybedene kadar. Kaza, Marcel’in hayatını kaybetmesine neden oldu ve Sandrine dul kaldı.

Kaynak: Hollywood Tale

Marcel’in zamansız ölümü herkesi şok etti. Tüm köy ve bölgedeki yerliler, basit yöntemlerle hayatlarına dokunan mütevazi milyoner için yas tuttu. Cenaze için çok sayıda insan yardıma geldi. Herkes Marcel’e onurlu bir veda töreni yapmaya kararlıydı. Cenaze törenini köy kilisesinde tutmaya karar verdiler.

Marcel’e Kötü Davrananlara Kızdı

Köy kilisesindeki yerel rahip Marcel’in iyi bir arkadaşıydı ve Marcel’in ne kadar iyi bir adam olduğunu biliyordu. Bu ani ölüm, rahibi de derinden sarsmıştı. Bunu, yerel halkta biraz sağduyu uyandırmak için bir fırsat olarak değerlendirdi.

Kaynak: Hollywood Tale

İnsanların Marcel’i sadece yürüyen bir kredi kartı olarak gördüklerinden bahsetti. Rahibin vaazı, sessiz ve alçakgönüllü milyonerden yararlananları rahatsız etmek için yazılmıştı. Rahip, bu insanların davranışlarını değiştireceğini umuyordu.

Histerik Dul

Sandrine, Marcel’in ölümünü hiç de iyi karşılamadı. Son ayin sırasında histerikti ve tüm zaman boyunca hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Hatta tabutunu indirdiklerinde Marcel’in mezarına atlamaya bile çalıştı. Kaybı karşısında bariz bir şekilde sarsılmıştı ancak yerlilerin hiçbiri ona acıma veya merhamet göstermedi. Bu olay, ona olan güvensizliklerini değiştirmemişti.

Kaynak: Hollywood Tale

Şok ve keder yatışınca, Marcel’in ailesi ve arkadaşları Sandrine’i suç işlemekle suçlamaya başladılar ve köylüler de onları destekledi. Görünüşe göre yerliler Sandrine’in foyasını ortaya çıkarmak için sabırsızlanıyorlardı. Suçlama abartılı görünüyordu ancak bu konuda yaygara koparanların sayısı nedeniyle bir soruşturma yapıldı.

Gerçek Yüzü Ortaya Çıkmaya Başladı

Şüphelere rağmen Sandrine bir açıklama yaptı. Marcel’in servetinin tek varisi olduğunu iddia etti. Vasiyeti kendi gözleriyle gördüğünü söyledi. İşleri daha da kötüleştirerek, Marcel’in topraklarında yaşayan herkesi tahliye etmek istediğini, buraları gelişime açacağını söyledi. Köye geldiğinden beri kötü muamele gören gelin için intikam zamanı mı gelmişti?

Kaynak: Hollywood Tale

Bu haber yerel halk tarafından tabii ki de iyi karşılanmadı. Marcel bu toprakları ve evleri ailesine ve arkadaşlarına hediye etmişti. Onları nasıl tahliye edebilirdi? Sanki Marcel’in isteklerine saygısızlık ediyor gibiydi. Sandrine’nin bu sözleri onunla Marcel’in ailesi arasında daha ateşli bir çatışmaya yol açtı. İki taraf arasında bir çözüm bulunması imkansız gibi görünüyordu.

Hukuki Yardım İstediler

Marcel’in ölümüyle ilgili soruşturma sürerken yerel halk arasında Sandrine’in her şeyi planladığına dair söylentiler yayılmaya başladı. Henüz fiziksel bir kanıtı olmamasına rağmen çoğu kişi, Marcel normalde arabasını hiç kullanmadığı için söylentilere inandı. Arabadaki diğer herkesin kazadan sağ kurtulması ve bu kişilerin Sandrine ve arkadaşları olması tesadüf olamayacak gibiydi.

Kaynak: Hollywood Tale

Sandrine’i işaret eden hiçbir kanıt olmadığından Marcel’in ailesi hukuki yardım aramaya karar verdi. Avukatlar, Marcel’in karısı hakkında herhangi bir şüphesi varsa bunu belirtmek için bir şeyler bırakmış olacağını söylediler. Sonuçta Marcel zeki biriydi. Ancak gerçek şu ki hiçbiri düğünden beri Marcel ile konuşmamıştı. Marcel, Sandrine’i kabul edemedikleri için çoğuna kızgındı.

Aradıklarını Buldular

Tüm bunlara rağmen ailesi Marcel’in ahşap kulübesine girdi ve eşyalarını aradı. Sandrine, Marcel vefat ettiğinden beri oraya hiç gitmemişti. Sonra bir tanesi bir zarfın arkasına karalanmış el yazısıyla yazılmış bir not buldu. Buna şöylesine bir bakıp kenara koymak üzereydi ki kâğıdın noter tasdikli olduğunu fark etti.

Kaynak: Hollywood Tale

Herkes etrafına toplanıp baktığında bu notun Marcel’in vasiyeti olduğunu görünce şok oldular. Onları daha çok şaşırtan şey, Sandrine’in bunca zamandır yalan söylüyor olmasıydı. Yazı açıkça Marcel’e aitti ve vasiyetini kullanılmış bir zarfın arkasına yazmak tam da onun yapacağı tutumluca bir davranıştı. Bu, onları Sandrine’in şeytani planlarından kurtarabilecek kutsal kaseydi.

Gerçek Vasiyet

Görünüşe göre Marcel bazı aydınlanmalar yaşamış ve vasiyetini değiştirmişti. Vasiyetinde tüm parasını kuzenine bıraktığını yazıyordu. Arazisinde yaşayan kiracılar, bu mülkler için tüm yasal haklara sahip olacaklardı. Ailesi ve arkadaşları, onlar için inşa ettiği kulübeleri ve kulübelerin üzerinde bulunduğu araziyi tutabilirdi. Geri kalan varlıkları da ailesi arasında paylaştırılacaktı.

Kaynak: Hollywood Tale

Az önce okuduklarına inanamıyorlardı. Bu, Marcel’in sevdiklerine bıraktığı en büyük hediyeydi. Notu bulduklarında kabinde kuru bir göz kalmamıştı. Hayatlarının geri kalanını Marcel’e borçlu olduklarını biliyorlardı.

Hak İddia Edemeyen Dul

Görünüşe göre vasiyette Sandrine’in adı bile geçmiyordu. Ona karşı nefretlerine rağmen Marcel’in Sandrine’i görmezden gelmesi herkesi şaşırttı. Marcel’in ne kadar cömert olduğunu biliyorlardı ve Sandrine’i eli boş bırakmayacağından emindiler. Ancak bu vasiyet aksini söylüyordu. Akıllarında bir sürü soru vardı. Marcel neyin farkına varmıştı da vasiyetini değiştirmiş ve Sandrine’i dışarıda bırakmıştı? Sandrine’in gerçek doğasını nasıl anlamıştı?

Kaynak: Hollywood Tale

Vasiyet açıklandığında Sandrine duyduklarını hiç de iyi karşılamadı. Vasiyeti doğrulamak ve itiraz etmek için kendi avukat ekibini tuttu. Marcel’in kendisine çok âşık olduğunu, onun yasal eşi olarak pay almamasının imkansız olduğunu iddia etti. Hatta vasiyetin bir zarfın arkasına gelişigüzel bir şekilde nasıl yazıldığını sorguladı. Belgenin yasal olmasına imkan yoktu.

Adalet ve Karma Yerini Buldu

Ancak daha önce de belirtildiği gibi belge noter tasdikliydi. Bu, herhangi bir mahkemede meşru olduğu anlamına geliyordu. Sandrine geri adım atmadı. İmzanın sahte olduğunu söyledi. Sandrine’in sonuna kadar devam ettirdiği uzun bir savaş başladı. Ancak 2016 yılında mahkeme Marcel’in ailesi lehine karar verdi. Vasiyet ve Marcel’in el yazısının yasal olduğu açıklandı.

Kaynak: Hollywood Tale

Bununla, köylünün tüm şüpheleri sonunda doğrulanmış oldu. Marcel ölmeden önce Sandrine’in gerçek niyetlerini anladığı için mutluydular. Sandrine’e hiçbir şey bırakmamıştı. Marcel’i kandırmak için harcadığı tüm çabaların boşuna olduğunu bilmek Sandrine için acı verici olmalıydı.

Daha Yeni Piyango Kazanmıştı Ancak Mutfak Masasındaki Mektubu Görünce Heyecanının Yerini Korku Aldı

Kocası onu aniden terk ettiğinde Laura’nın kalbi paramparça olmuştu. En kötü yanı da dünyasının başına yıkılmasından önce Laura’nın paylaşacağı heyecan verici bir haberinin olmasıydı. Neyse ki intikamını almayı başardı.

youtube.com

Laura evliliğinde her şeyin yolunda olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle eve döndüğünde kocası Jack’in bıraktığı notu bulmayı hiç beklemiyordu. Jack, Laura’yı kız kardeşi için terk etmişti, inanabiliyor musunuz? Dahası, bunu bir mektupla açıklamayı tercih etmişti.

Sevgili Karım

Laura bunun üzerine ona hiç beklemediği şekilde ters köşe yaptı. Neler planlıyordu? Tahmin edebileceğiniz gibi Laura mektubu okurken göz yaşlarını tutamadı. Tek düşünebildiği ‘evet, yedi yıllık evliliğin sonu buymuş demek’.

housediver.com

Bunu kaldıramıyordu. Sevdiği adamın, kendisini sevmesi gereken adamın ona bunu yapabileceğine inanamıyordu. Mektubun en acı verici yanlarından biri de mektuba nasıl başladığıydı: ‘Sevgili Karım’. Ardından onu sonsuza dek terk edeceğini açıklıyordu. Bunu ona nasıl yüz yüze söylemezdi!

Heyecan Verici Haberler

Mektup o kadar kesin ve keskindi ki. Laura’nın Jack’in bu şekilde hissettiğine dair en ufak bir fikri bile yoktu. Kendi kendine bu konuda bu kadar habersiz olduğuna göre aralarındaki iletişimin gerçekten de berbat durumda olduğunu düşündü.

 admin.parential.com

Eve gelmeden önce Laura çok heyecan verici bazı haberler almıştı. Eve gelip bunu Jack ile paylaşmak için sabırsızlanıyordu. Mutluluktan havalara uçuyordu. Ancak ne yazık ki bu mutluluğu uzun sürmeyecekti. Dünyası başına yıkılmak üzereydi.

Bardağı Taşıran Son Damla

Kocasının kendisini terk ettiğini, hele ki kendi kardeşi için terk ettiğini duymak yeterince ağır bir darbeydi zaten. Jack mektubunda evliliklerinin yedi yılı boyunca sadık bir kişi ve eş olduğunu, ancak buna karşılık ‘elinde bir şey olmadığını’ yazmıştı. Bu artık ne demekse.

starmag.com

Ayrıca son iki haftanın kendisi için bir felaket olduğunu da dile getirmişti. Bardağı taşıran son damla Laura’nın işini bıraktığını söylediği telefon konuşması olmuştu. Bu noktada yeter artık demişti. Ondan bu kadardı.

Dikkatsiz

Hepsi bu kadar da değildi. Jack’in söyleyecek çok şeyi vardı ve hepsini yazmıştı. Mektupta bir önceki hafta Laura eve döndüğünde Jack’in yeni saç kesimini ve giydiği yepyeni ipek baksırları fark etmediğini yazmıştı.

housediver.com

Laura’nın yemeğini iki saniyede bitirdiğinden ve biraz televizyon izledikten sonra hemen uyuduğundan şikayet ediyordu. Laura’nın artık kendisine onu sevdiğini hiç söylememesinin onu mutsuz ettiğini de belirtiyordu. Evliliklerini hatırlatacak hiçbir şey istemediğini de söylemişti.

‘ESKİ Kocan’

Jack, Laura’nın ya onu aldattığı ya da artık onu sevmediği suçlamasıyla mektubu sona erdirmişti. Gittiği için bunlardan hangisinin önemli olmadığı yazıyordu. Mektubu şöyle imzalamıştı: ‘ESKİ Kocan’.

housediver.com

En kötüsü bu da değildi. Jack ayrıca Laura’ya, Laura’nın kız kardeşi ile birlikte Batı Virginia’ya taşınacakları için onu bulmaya çalışmamasını söylüyordu. Laura şok olmuştu. Bu nasıl olabilirdi? Hem de kendi kız kardeşiyle!?

Buruk

Görünüşe göre, Jack’in mektubu mükemmel bir şekilde zamanlanmıştı. Bir gün daha beklemiş olsaydı, Laura’nın haberi olmayacaktı. Laura’nın o günün erken saatlerinde aldığı heyecan verici haberin ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Para ile ilgili bir haberdi – hem de çok fazla para!

xfreehub.com

Laura piyango kazanmıştı! Bu nedenle mektubun içeriği ve kocasının kendisini terk etmesi karşısında kahrolurken artık cebinde çok para olduğunu bildiği için mutluydu.

Farklı Geçmişler

Laura ve Jack üniversitede tanışmışlardı. Ancak aralarında hemen bir bağ oluşmamıştı. Beraber ders çalışmak için kütüphanede çok zaman geçirmiş olsalar da başta aralarında hiçbir şey yoktu. Jack sonunda üniversiteyi bırakıp barmenlik yapmaya başlamıştı.

articlestone.com

Çift tamamen farklı aile geçmişlerine sahipti. Belki de evliliklerinin sonunu getiren de buydu. Laura zengin bir aileden geliyordu ve üniversitede hep çok çalışmıştı. Jack ise çok hırslı bir insan değildi ve barmen olarak yarı zamanlı çalışıyordu. Laura’nın anne babası Jack ile evlenmesine çok sıcak bakmamışlardı.

Ailesi Onaylamıyordu

İlişkilerinin başından beri Laura’nın ailesi, Jack ile beraber olmasını onaylamamıştı. Laura’dan Jack’in sunabileceklerinden fazlasını bekliyorlardı. Ancak Laura Jack’i bunun kendisine engel olmasına izin vermeyecek kadar çok seviyordu.

habittribe.com

Laura’nın anne babası üzerinde çok baskı kuruyor, bu da onun tepki vermesine neden oluyordu. Bu nedenle Jack ile birlikte yaşamaya karar verdi. Ancak yedi yıllık evliliklerinin ardından Laura belki de anne babasının haklı olduklarını düşünmeye başlamıştı.

Yeni Deneyimler

Laura üniversiteden mezun olur olmaz Jack’in yanına, onun tek odalı evine taşındı. Her şey çok iyi gidiyor gibiydi ancak bir anda her şey tepetaklak olmaya başladı. Jack’in dairesi küçük ve pisti. Duvarlardaki boyalar eski ve hasarlıydı, ısıtıcı asla çalışmıyordu ve bakımlı bir yer değildi. Laura her şeyin zamanla düzelebileceği umuduna tutundu.

housediver.com

Erkek arkadaşı ile ilk defa bir eve çıkma fikrinin yarattığı heyecan da yargısını biraz gölgeliyordu. Tüm bunlar onun için çok yeniydi. Sonunda hayatındaki her şeyin yoluna girdiğini hissetmeye başlamıştı.

İntikam Almak İstiyordu

Laura en azından Jack’in o eve gelene kadar bekleyebileceğini ve hissettiklerini mektup ile değil de yüzüne söylemesini hak ettiğini hissediyordu. Onunla konuşmak, ne kadar büyük bir hata yaptığını söylemek istiyordu. Ondan bir şekilde intikam almak istiyordu.

interesticle.com

Jack, kendisine yazdığı bu felaket mektubu okumadan önce Laura için dünyalara bedeldi. Jack ona büyürken alışık olduğu hayatı sağlayamıyor olsa da tek istediği şey onunla beraber olmaktı.

Şüpheli

İlk çıkmaya başladıklarından beri çiftin para konusunda dikkatli olmaları gerekiyordu. Laura, Jack’e yardım etmek için evlerinin yakınındaki bir restoranda garsonluk yapmaya karar vermişti. Ancak birkaç yıl sonra biraz şüphelenmeye başlamıştı.

admin.parential.com

Laura tüm vaktini Jack ile geçirmek istiyordu. Bu nedenle sık sık çalıştığı barda onu ziyaret ediyordu. İşte burada onun kendisini aldatıyor olabileceğinden şüphelenmeye başlamıştı. Bardaki insanlar ona garip bakıyorlardı. Başlarda şüphesini göz ardı etti ancak sonrasında şüphelerinin ardında bir şeyler olduğunu öğrenecekti.

İyi Bir His

Laura yıllardır piyangoda şansını deniyordu. Hep kaybetmiş olsa da içinde bu bilet ile ilgili iyi bir his vardı. Bunun kazanan bilet olabileceğini hissediyordu. Haklıydı da!

interesticle.com

Piyangoyu kazandığını öğrendiğinde yaptığı ilk şey, kendisi ve Jack için Hawaii’ye iki bilet ayırtmak oldu. Ancak mektubu okuduktan sonra bu yolculuğa Jack gitmenin artık bir seçenek olmadığını biliyordu. Onu bir daha asla görmek istemiyordu.

‘Sevgili eski kocam’

Jack’e piyango parasının bir sentini bile almayacağını ve onu geri istemediğini açıkça belirtmek istiyordu. Jack’in payıyla neler yapabileceğini düşündü. Dünyayı dolaşabilir, büyük bir ev, lüks bir araba ve hatta bir yat alabilirdi.

interesticle.com

Her şeyden önce yapması gerekenin Jack’e cevap vermek olduğuna karar verdi. Mektubuna ‘Sevgili eski kocam’ sözleriyle başladı ve mektubu okuduğunda tam olarak nasıl hissettiğini ona anlatarak devam etti. Yedi yıldır birlikte olmalarına rağmen Jack’in kendisine karşı iyi bir adam olmadığını söyledi.

Ayrıntılı Yanıt

Kendisine pişirdiği ‘en sevdiği yemeğin’ başından beri kardeşi için olması gerektiğini belirtti. Özellikle de Laura domuz yemeği daha ikisi henüz tanışmadan önce bırakmışken. Ayrıca Jack’i yeni baksırlarında gördüğünde arkasını dönmüştü çünkü üstlerindeki 49,99$ etiketini görmüştü ve bunun bir tesadüf olduğunu umuyordu. Kız kardeşinin daha o sabah kendisinden 50$ borç istemesi çok büyük bir tesadüf gibi gelmişti.

interesticle.com

Yine de onu seviyordu ve işleri yoluna koymak istiyordu. Görünüşe göre Jack’in sadakatsiz olduğuna dair tüm şüpheleri gerçekti. Onlara inanmak istememişti. Ayrıca o gün işini bırakmasının nedeninin piyangodan 15 milyon dolar kazanması olduğunu açıkladı. Onunla vakit geçirmenin, bütün gün masa başında oturmaktan daha önemli olduğunu düşünmüştü.

Uğraşacak Çok Şey

İşinden istifa etmesinin nedenini bir bilseydi! Her şeyin bir nedeni olduğunu ve Jack’in hayatta her zaman hayal ettiği tatmini elde etmesini umduğunu ekledi. Laura Jack’in gidişiyle hissettiği reddedilme ve ihanet duyguları ile mücadele ediyordu. Piyango parasını harcamayı düşünmeden önce bu duygularla başa çıkması gerektiğini biliyordu.

interesticle.com

Parayla ilgili kararlar vermeden önce kafasını toparlaması gerekiyordu. Her şey üstüne üstüne geliyor gibiydi – düşünecek çok şey vardı. Laura, kocası olduğu için Jack’in ne kadar alacağını hesaplamak zorundaydı, bu yüzden avukatını aradı. Avukatı Jason Kurland piyango kazanan kişiler konusunda uzmandı. Jack’in mektubunun ayrıntıları da dahil olmak üzere durumunu ona açıkladı.

Bilinmedik Sular

Jason daha önce hiç böyle bir durumla karşılaşmamıştı ve sürekli piyango kazananlarıyla uğraşıyordu! Laura’nın avukatı, Jack’in bu mektubu yazdığı için Laura’nın piyango parasından almayacağını kesinleştirdiğini söyledi. Mektupta Laura, Jack’e ya da ailesi dışındaki herhangi birine daha önce söyleyeceğini düşünmediği bir şeyi de yazdı.

interesticle.com

Kız kardeşi Carla’nın aslında Carl olarak doğduğunu yazdı. Bir erkek olarak doğmuş ve daha sonra cinsiyet değiştirmek için gerekli ameliyatı geçirmişti. Laura mektubunda bunun Jack için bir sorun olmayacağını umduğunu yazdı. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama Laura’nın bunu büyük bir zevkle yazdığı açık.

Olaylı Bir Gün

Aslında kazanacağına inanmasa da sadece piyangoyu kazanma olasılığı bile Laura için yeterliydi. Bu ona her zaman böyle bir heyecan veriyordu. Sadece denemeye devam etti. Bu, Laura için birçok yönden olaylı bir gündü!

bestsoicau.com

Piyangodan tamı tamına 15 milyon dolar kazanmak ve kocasının onu kız kardeşi için terk ettiğini öğrenmek derken Laura pek çok duyguyu birbiri ardına yaşıyordu. Gün duygusal bir rollercoaster olmuştu.

Yeni Keşfedilen Özgürlük

Laura’nın Jack’in onu kız kardeşi için terk etmesine tepkisi aslında Jack’in bekleyebileceği en son şeydi. Özellikle Laura’nın kız kardeşinin aslında onun erkek kardeşi olduğunun söylenmesini beklemiyordu! Hawaii biletleri şimdiden rezerve edilmiş ve ücretleri ödenmişken Laura yeni keşfettiği özgürlüğünün tadını çıkarma fırsatını kaçırmayacaktı. Çok güzel vakit geçirdi ve kendi başına vakit geçirmekten çok keyif aldı.

interesticle.com

Laura, Jack’in kendisini aldattığından şüphelenmesine rağmen onu hala çok seviyordu. Bu yüzden piyangoyu kazandığını öğrendikten sonra Hawaii’de bir kaçamak için ikisine de bilet almaya karar vermişti. İşler elbette pek planlandığı gibi gitmemişti. Bu hikaye bizlere, hayatın genellikle beklenmedik şekilde ilerlediğini ancak bizim bu beklenmedik olaylar karşısında büyüdüğümüzü hatırlatıyor.

Yeni Bir Sayfa

Bu, Laura’nın hayatında yeni bir sayfa açması için bir fırsattı. Bu yeni keşfettiği özgürlüğü kucaklayacaktı. Kendini hiç olmadığı kadar güçlü hissediyordu. Jack ve Carla’nın ilişkisine karşı hissettiği duygulara rağmen yine de mutluydu. Bunun hayatını mahvetmesine izin vermeyi reddediyordu.

interesticle.com

Taksi şoförü havaalanına doğru uzaklaşırken, Laura eski kocası hak ettiğini aldığı için mutluydu. Artık istediğini yapmakta özgürdü ve Hawaii başlamak için iyi bir yer gibi görünüyordu!

Daha Yeni Piyango Kazanmıştı Ancak Mutfak Masasındaki Mektubu Görünce Heyecanının Yerini Korku Aldı

Kocası onu aniden terk ettiğinde Laura’nın kalbi paramparça olmuştu. En kötü yanı da dünyasının başına yıkılmasından önce Laura’nın paylaşacağı heyecan verici bir haberinin olmasıydı. Neyse ki intikamını almayı başardı.

youtube.com

Laura evliliğinde her şeyin yolunda olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle eve döndüğünde kocası Jack’in bıraktığı notu bulmayı hiç beklemiyordu. Jack, Laura’yı kız kardeşi için terk etmişti, inanabiliyor musunuz? Dahası, bunu bir mektupla açıklamayı tercih etmişti.

Sevgili Karım

Laura bunun üzerine ona hiç beklemediği şekilde ters köşe yaptı. Neler planlıyordu? Tahmin edebileceğiniz gibi Laura mektubu okurken göz yaşlarını tutamadı. Tek düşünebildiği ‘evet, yedi yıllık evliliğin sonu buymuş demek’.

housediver.com

Bunu kaldıramıyordu. Sevdiği adamın, kendisini sevmesi gereken adamın ona bunu yapabileceğine inanamıyordu. Mektubun en acı verici yanlarından biri de mektuba nasıl başladığıydı: ‘Sevgili Karım’. Ardından onu sonsuza dek terk edeceğini açıklıyordu. Bunu ona nasıl yüz yüze söylemezdi!

Heyecan Verici Haberler

Mektup o kadar kesin ve keskindi ki. Laura’nın Jack’in bu şekilde hissettiğine dair en ufak bir fikri bile yoktu. Kendi kendine bu konuda bu kadar habersiz olduğuna göre aralarındaki iletişimin gerçekten de berbat durumda olduğunu düşündü.

 admin.parential.com

Eve gelmeden önce Laura çok heyecan verici bazı haberler almıştı. Eve gelip bunu Jack ile paylaşmak için sabırsızlanıyordu. Mutluluktan havalara uçuyordu. Ancak ne yazık ki bu mutluluğu uzun sürmeyecekti. Dünyası başına yıkılmak üzereydi.

Bardağı Taşıran Son Damla

Kocasının kendisini terk ettiğini, hele ki kendi kardeşi için terk ettiğini duymak yeterince ağır bir darbeydi zaten. Jack mektubunda evliliklerinin yedi yılı boyunca sadık bir kişi ve eş olduğunu, ancak buna karşılık ‘elinde bir şey olmadığını’ yazmıştı. Bu artık ne demekse.

starmag.com

Ayrıca son iki haftanın kendisi için bir felaket olduğunu da dile getirmişti. Bardağı taşıran son damla Laura’nın işini bıraktığını söylediği telefon konuşması olmuştu. Bu noktada yeter artık demişti. Ondan bu kadardı.

Dikkatsiz

Hepsi bu kadar da değildi. Jack’in söyleyecek çok şeyi vardı ve hepsini yazmıştı. Mektupta bir önceki hafta Laura eve döndüğünde Jack’in yeni saç kesimini ve giydiği yepyeni ipek baksırları fark etmediğini yazmıştı.

housediver.com

Laura’nın yemeğini iki saniyede bitirdiğinden ve biraz televizyon izledikten sonra hemen uyuduğundan şikayet ediyordu. Laura’nın artık kendisine onu sevdiğini hiç söylememesinin onu mutsuz ettiğini de belirtiyordu. Evliliklerini hatırlatacak hiçbir şey istemediğini de söylemişti.

‘ESKİ Kocan’

Jack, Laura’nın ya onu aldattığı ya da artık onu sevmediği suçlamasıyla mektubu sona erdirmişti. Gittiği için bunlardan hangisinin önemli olmadığı yazıyordu. Mektubu şöyle imzalamıştı: ‘ESKİ Kocan’.

housediver.com

En kötüsü bu da değildi. Jack ayrıca Laura’ya, Laura’nın kız kardeşi ile birlikte Batı Virginia’ya taşınacakları için onu bulmaya çalışmamasını söylüyordu. Laura şok olmuştu. Bu nasıl olabilirdi? Hem de kendi kız kardeşiyle!?

Buruk

Görünüşe göre, Jack’in mektubu mükemmel bir şekilde zamanlanmıştı. Bir gün daha beklemiş olsaydı, Laura’nın haberi olmayacaktı. Laura’nın o günün erken saatlerinde aldığı heyecan verici haberin ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Para ile ilgili bir haberdi – hem de çok fazla para!

xfreehub.com

Laura piyango kazanmıştı! Bu nedenle mektubun içeriği ve kocasının kendisini terk etmesi karşısında kahrolurken artık cebinde çok para olduğunu bildiği için mutluydu.

Farklı Geçmişler

Laura ve Jack üniversitede tanışmışlardı. Ancak aralarında hemen bir bağ oluşmamıştı. Beraber ders çalışmak için kütüphanede çok zaman geçirmiş olsalar da başta aralarında hiçbir şey yoktu. Jack sonunda üniversiteyi bırakıp barmenlik yapmaya başlamıştı.

articlestone.com

Çift tamamen farklı aile geçmişlerine sahipti. Belki de evliliklerinin sonunu getiren de buydu. Laura zengin bir aileden geliyordu ve üniversitede hep çok çalışmıştı. Jack ise çok hırslı bir insan değildi ve barmen olarak yarı zamanlı çalışıyordu. Laura’nın anne babası Jack ile evlenmesine çok sıcak bakmamışlardı.

Ailesi Onaylamıyordu

İlişkilerinin başından beri Laura’nın ailesi, Jack ile beraber olmasını onaylamamıştı. Laura’dan Jack’in sunabileceklerinden fazlasını bekliyorlardı. Ancak Laura Jack’i bunun kendisine engel olmasına izin vermeyecek kadar çok seviyordu.

habittribe.com

Laura’nın anne babası üzerinde çok baskı kuruyor, bu da onun tepki vermesine neden oluyordu. Bu nedenle Jack ile birlikte yaşamaya karar verdi. Ancak yedi yıllık evliliklerinin ardından Laura belki de anne babasının haklı olduklarını düşünmeye başlamıştı.

Yeni Deneyimler

Laura üniversiteden mezun olur olmaz Jack’in yanına, onun tek odalı evine taşındı. Her şey çok iyi gidiyor gibiydi ancak bir anda her şey tepetaklak olmaya başladı. Jack’in dairesi küçük ve pisti. Duvarlardaki boyalar eski ve hasarlıydı, ısıtıcı asla çalışmıyordu ve bakımlı bir yer değildi. Laura her şeyin zamanla düzelebileceği umuduna tutundu.

housediver.com

Erkek arkadaşı ile ilk defa bir eve çıkma fikrinin yarattığı heyecan da yargısını biraz gölgeliyordu. Tüm bunlar onun için çok yeniydi. Sonunda hayatındaki her şeyin yoluna girdiğini hissetmeye başlamıştı.

İntikam Almak İstiyordu

Laura en azından Jack’in o eve gelene kadar bekleyebileceğini ve hissettiklerini mektup ile değil de yüzüne söylemesini hak ettiğini hissediyordu. Onunla konuşmak, ne kadar büyük bir hata yaptığını söylemek istiyordu. Ondan bir şekilde intikam almak istiyordu.

interesticle.com

Jack, kendisine yazdığı bu felaket mektubu okumadan önce Laura için dünyalara bedeldi. Jack ona büyürken alışık olduğu hayatı sağlayamıyor olsa da tek istediği şey onunla beraber olmaktı.

Şüpheli

İlk çıkmaya başladıklarından beri çiftin para konusunda dikkatli olmaları gerekiyordu. Laura, Jack’e yardım etmek için evlerinin yakınındaki bir restoranda garsonluk yapmaya karar vermişti. Ancak birkaç yıl sonra biraz şüphelenmeye başlamıştı.

admin.parential.com

Laura tüm vaktini Jack ile geçirmek istiyordu. Bu nedenle sık sık çalıştığı barda onu ziyaret ediyordu. İşte burada onun kendisini aldatıyor olabileceğinden şüphelenmeye başlamıştı. Bardaki insanlar ona garip bakıyorlardı. Başlarda şüphesini göz ardı etti ancak sonrasında şüphelerinin ardında bir şeyler olduğunu öğrenecekti.

İyi Bir His

Laura yıllardır piyangoda şansını deniyordu. Hep kaybetmiş olsa da içinde bu bilet ile ilgili iyi bir his vardı. Bunun kazanan bilet olabileceğini hissediyordu. Haklıydı da!

interesticle.com

Piyangoyu kazandığını öğrendiğinde yaptığı ilk şey, kendisi ve Jack için Hawaii’ye iki bilet ayırtmak oldu. Ancak mektubu okuduktan sonra bu yolculuğa Jack gitmenin artık bir seçenek olmadığını biliyordu. Onu bir daha asla görmek istemiyordu.

‘Sevgili eski kocam’

Jack’e piyango parasının bir sentini bile almayacağını ve onu geri istemediğini açıkça belirtmek istiyordu. Jack’in payıyla neler yapabileceğini düşündü. Dünyayı dolaşabilir, büyük bir ev, lüks bir araba ve hatta bir yat alabilirdi.

interesticle.com

Her şeyden önce yapması gerekenin Jack’e cevap vermek olduğuna karar verdi. Mektubuna ‘Sevgili eski kocam’ sözleriyle başladı ve mektubu okuduğunda tam olarak nasıl hissettiğini ona anlatarak devam etti. Yedi yıldır birlikte olmalarına rağmen Jack’in kendisine karşı iyi bir adam olmadığını söyledi.

Ayrıntılı Yanıt

Kendisine pişirdiği ‘en sevdiği yemeğin’ başından beri kardeşi için olması gerektiğini belirtti. Özellikle de Laura domuz yemeği daha ikisi henüz tanışmadan önce bırakmışken. Ayrıca Jack’i yeni baksırlarında gördüğünde arkasını dönmüştü çünkü üstlerindeki 49,99$ etiketini görmüştü ve bunun bir tesadüf olduğunu umuyordu. Kız kardeşinin daha o sabah kendisinden 50$ borç istemesi çok büyük bir tesadüf gibi gelmişti.

interesticle.com

Yine de onu seviyordu ve işleri yoluna koymak istiyordu. Görünüşe göre Jack’in sadakatsiz olduğuna dair tüm şüpheleri gerçekti. Onlara inanmak istememişti. Ayrıca o gün işini bırakmasının nedeninin piyangodan 15 milyon dolar kazanması olduğunu açıkladı. Onunla vakit geçirmenin, bütün gün masa başında oturmaktan daha önemli olduğunu düşünmüştü.

Uğraşacak Çok Şey

İşinden istifa etmesinin nedenini bir bilseydi! Her şeyin bir nedeni olduğunu ve Jack’in hayatta her zaman hayal ettiği tatmini elde etmesini umduğunu ekledi. Laura Jack’in gidişiyle hissettiği reddedilme ve ihanet duyguları ile mücadele ediyordu. Piyango parasını harcamayı düşünmeden önce bu duygularla başa çıkması gerektiğini biliyordu.

interesticle.com

Parayla ilgili kararlar vermeden önce kafasını toparlaması gerekiyordu. Her şey üstüne üstüne geliyor gibiydi – düşünecek çok şey vardı. Laura, kocası olduğu için Jack’in ne kadar alacağını hesaplamak zorundaydı, bu yüzden avukatını aradı. Avukatı Jason Kurland piyango kazanan kişiler konusunda uzmandı. Jack’in mektubunun ayrıntıları da dahil olmak üzere durumunu ona açıkladı.

Bilinmedik Sular

Jason daha önce hiç böyle bir durumla karşılaşmamıştı ve sürekli piyango kazananlarıyla uğraşıyordu! Laura’nın avukatı, Jack’in bu mektubu yazdığı için Laura’nın piyango parasından almayacağını kesinleştirdiğini söyledi. Mektupta Laura, Jack’e ya da ailesi dışındaki herhangi birine daha önce söyleyeceğini düşünmediği bir şeyi de yazdı.

interesticle.com

Kız kardeşi Carla’nın aslında Carl olarak doğduğunu yazdı. Bir erkek olarak doğmuş ve daha sonra cinsiyet değiştirmek için gerekli ameliyatı geçirmişti. Laura mektubunda bunun Jack için bir sorun olmayacağını umduğunu yazdı. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama Laura’nın bunu büyük bir zevkle yazdığı açık.

Olaylı Bir Gün

Aslında kazanacağına inanmasa da sadece piyangoyu kazanma olasılığı bile Laura için yeterliydi. Bu ona her zaman böyle bir heyecan veriyordu. Sadece denemeye devam etti. Bu, Laura için birçok yönden olaylı bir gündü!

bestsoicau.com

Piyangodan tamı tamına 15 milyon dolar kazanmak ve kocasının onu kız kardeşi için terk ettiğini öğrenmek derken Laura pek çok duyguyu birbiri ardına yaşıyordu. Gün duygusal bir rollercoaster olmuştu.

Yeni Keşfedilen Özgürlük

Laura’nın Jack’in onu kız kardeşi için terk etmesine tepkisi aslında Jack’in bekleyebileceği en son şeydi. Özellikle Laura’nın kız kardeşinin aslında onun erkek kardeşi olduğunun söylenmesini beklemiyordu! Hawaii biletleri şimdiden rezerve edilmiş ve ücretleri ödenmişken Laura yeni keşfettiği özgürlüğünün tadını çıkarma fırsatını kaçırmayacaktı. Çok güzel vakit geçirdi ve kendi başına vakit geçirmekten çok keyif aldı.

interesticle.com

Laura, Jack’in kendisini aldattığından şüphelenmesine rağmen onu hala çok seviyordu. Bu yüzden piyangoyu kazandığını öğrendikten sonra Hawaii’de bir kaçamak için ikisine de bilet almaya karar vermişti. İşler elbette pek planlandığı gibi gitmemişti. Bu hikaye bizlere, hayatın genellikle beklenmedik şekilde ilerlediğini ancak bizim bu beklenmedik olaylar karşısında büyüdüğümüzü hatırlatıyor.

Yeni Bir Sayfa

Bu, Laura’nın hayatında yeni bir sayfa açması için bir fırsattı. Bu yeni keşfettiği özgürlüğü kucaklayacaktı. Kendini hiç olmadığı kadar güçlü hissediyordu. Jack ve Carla’nın ilişkisine karşı hissettiği duygulara rağmen yine de mutluydu. Bunun hayatını mahvetmesine izin vermeyi reddediyordu.

interesticle.com

Taksi şoförü havaalanına doğru uzaklaşırken, Laura eski kocası hak ettiğini aldığı için mutluydu. Artık istediğini yapmakta özgürdü ve Hawaii başlamak için iyi bir yer gibi görünüyordu!

Kayıp Uçak Sonunda Evin Yolunu Buldu – 37 Yıl Sonra

Tarihin büyük bir bölümünde Bermuda şeytan üçgeni nedir? internetin en çok aratılan sorularından biriydi. Pek çok meraklı kişi bu normal görünen bölgede nelerin saklı olduğunu ve neden karanlık bir gizemle çevreli olduğunu merak ediyordu.

Korku verici ve karanlık imajını oluşturan en önemli etmenlerden biri de bu bölgeden geçme şanssızlığına sahip yüzlerce gemi ve uçağın kaybolmasıydı. Bu uçaklardan biri, 914 numaralı Pan Am uçuşu bu üçgende kaybolmakla kalmadı, güvenli bir şekilde geri dönmeyi başardı… sadece 37 yıl sonra!

Bermuda Şeytan Üçgeni

Kuzey Atlantik’in batısındaki bölgenin adını duymayan yoktur.  Bu ün, bu “bilinmeyen” üçgenden geçen gemi ve uçakların iz bırakmadan kaybolduklarına dair raporların gelmesi ile başladı.

Korku 80’li ve 90’lı yıllarda iyice yayılsa da Bermuda Şeytan Üçgeni efsanesi Kristof Kolomb’un bölgeye yaptığı seyahatlerin dönemine kadar dayanıyor.  Yeni Dünya yolculuğunda pek çok garip rapor yazılmıştı. Bunların pek çoğu da Bermuda Şeytan Üçgeni ile alakalıydı.

914 Numaralı Uçuş

914 Numaralı Uçuş’un öyküsü 2 Temmuz 1955 tarihinde, dünyada çok konuşulan bir konu haline gelmeden önce başlıyor.  Acaba kabin ekibi ve yolcuları, yolculuklarının kısa süre içerisinde komplo teorilerine konu olacağını biliyorlar mıydı?

Uçuşun New York’tan kalkacaktı. Miami’ye 57 yolcu ve dört kabin görevlisi taşıdığı yolculuğu, Bermuda Şeytan Üçgeni’ne varana kadar 914 numaralı Pan Am uçuşu için rutin bir yolculuktu.

Ortadan Kayboldu

Uçak New York’tan planlandığı gibi kalkışını gerçekleştirdi. Kimse bu uçuşun şüpheciler ile tarihçileri on yıllarca şaşkına çevirecek garip olaylar zincirinin bir parçası olmasını beklemiyordu.

Her şey uçuş sırasında başladı. Uçak bir anda radardan kayboldu. Endişe verici ve beklenmedik bir durumdu. Hava trafik kontrol personeli uçak ile iletişim kurmaya çalışsa da karşılarında sadece statik ve sessizlik vardı.

Geride Hiçbir Şey Bırakmadı

Saniyeler içinde uçak sanki hiç var olmamış gibi yok olmuştu.  Kimse bunun neden ve nasıl olduğunu açıklayamıyordu. Yetkililer hemen uçağı arama çalışmalarını başlattılar.

Uçağın hazin bir sonla karşılaştığı düşünülüyordu. 914 numaralı Pan Am uçuşunun arama çalışmaları haftalarca sürdü. Hem kara hem de deniz arama ekipleri kullanıldı. Ancak hepsi aynı şeyi buldular: hiçbir şey!

Cevap Yok

Bu, gizemin sadece başlangıcıydı. Yetkililer 61 kişiyi taşıyan bir uçağın iz bırakmadan ortadan nasıl kaybolabileceğini anlayamıyorlardı. Uçakla iletişim kurulamadığından Atlantik Okyanusu’nda bir yerde denize çakıldığına karar verildi.

Peki neden hiçbir ceset veya uçak parçası bulunamamıştı? Pilotlar neden yardım çağrısı yapmamıştı? Havayolları bu rahatsız edici sorulara cevap verecek modda değildi. Hızlıca uçaktaki kişilerin ailelerine tazminat ödemesi geçekleştirdiler.

37 Yıl Sonra

Yakınlarını kaybedenlerin çoğu para değil cevap isteseler de sesleri yeterince durulamadı ve 914 numaralı Pan Am uçuşu 21 Mayıs 1992 tarihine kadar unutuldu. Evet, “kazadan” tam 37 yıl sonra bir mucize gerçekleşti.

Venezüela’nın başkenti Caracas’taki hava trafik kontrol görevlileri günlerine normal bir şekilde devam ederken öğlen birden bire bir DC-4 Douglas hava aracı yoktan varoldu. Gözle görünüyor olsa da garip bir şekilde radarda görünmüyordu.

İletişime Geçildi

Hava trafik kontrol görevlisi Juan de la Corte uçağı ilk gören kişiydi ve anında bir şeylerin yanlış olduğunu fark etti. Uçak radarda görünmediğinden kimliği bilinmeyen bu hava aracı hakkında bilgi edinebilmesinin tek yolu sesli iletişim kurmaktı.

Pilotun radyodan “Neredeyiz?” dediğini duyduğunda Juan rahatladığını hissetti. Karşısındaki sadece kaybolmuş bir hava taşıtıydı, içgüdülerinin kendisine söylediği gibi karanlık bir şey değil… ancak yanılıyordu.

Sadece Bir Başlangıç

Juan pilotu havaalanına yönlendirdi. Ardından, hava trafik kontrol ekibinin tamamını şaşkına çeviren kelimeleri söyledi. “Biz, [dört] kabin görevlisi ve 57 yolculu Pan Amerikan Havayolları 914 numaralı New York Miami uçuşuyuz.”

Uçak, hiçbir iletişim olmadan yanlış yönde 1800 km yol almıştı. Juan şaşkına dönmüştü. Pilot inmek için izin istedi ve izin verildi. Kontrol ekibindeki herkesin bu gizemli uçuş hakkında soruları vardı.

İniş

New York’tan kalktıktan tam 37 yıl sonra 914 numaralı Pan Am uçuşu inmeye hazırdı. Juan uçak için ayrı bir pist ayarladı, güvenlik görevlileri neler olduğunu anlayabilmek için hazırda bekliyordu.

Uçak sorunsuz bir şekilde yere konmayı başardı. Ancak yerde ilerlerken Juan, pilotun şok edici bir şey dediğini duydu. Pilot “2 Temmuz 1955 saat 9.55’te Miami’ye inmemiz gerekiyordu.” dedi.

Yanlış Tarih

Juan ilk başta yanlış duyduğunu düşündü. Pilot 1955 demiş olamazdı! Bu tam 37 yıl önceydi! Ancak pilottan kendisini tekrar etmesini istediğinde bir şeylerin yanlış olduğunu fark etti.

Juan’ın kafası doğal olarak karışmıştı. Aklına ilk gelen soru pilotun akli dengesinin yerinde olup olmadığı olmuştu. Ardından pilota uçağı Caracas’a indirdiğini ve tarihin 21 Mayıs 1992 olduğunu söyledi.

Eski

Uçak güvenli bir şekilde indiği ve yerde ilerlediği için Juan ona daha yakından bakabildi. Pilota bir kaza geçirip geçirmediklerini sordu. Bir kaza pilotun kafa karışıklığını ve uçağın radarda görünmemesini açıklayabilirdi.

Hava kontrol kulesinden Pan Am uçağının çok eski olduğunu ve yıllardır gördüğü uçaklardan belirgin bir şekilde farklı olduğunu görebiliyordu! Juan bu durumu anlamaya çalışırken pilot beklenmedik bir şey yaptı.

Pilot Panik Oldu

Pilot bağırmaya başladı! Söyledikleri Juan’a anlamsız geliyordu ancak telsizden bile panik olduğu anlaşılabiliyordu. Juan pilotun akli dengesinin yerinde olmadığından ve birilerinin uçağa bir an önce gitmesi gerektiğinden emindi.

Juan pilotu sakinleştirmeye çalışıyordu ancak gelen seslerden kabin ekibinin ve yolcuların çığlıklarını ve panik dolu seslerini duyabiliyordu. Bu bir felaketti ve git gide daha da kötü bir hal alıyordu!

Panik İçinde

Juan durumun ciddiyetini anlamaya başlıyordu. Güvenlik görevlileri korkmuş yolcu ve kabin ekibine eşlik etmek için uçağa yaklaşmaya başlarken pilot asla beklenmeyecek bir şey yaptı.

İçinde bulunduğu panikten kurtuldu ve kimsenin uçağa yaklaşmamasını söyledi. Juan telsizden pilotun bağırdığını duydu. “Hayır, yaklaşmayın! Gidiyoruz!” Gerçekten de neredeyse durmuş durumdaki uçak tekrar hareket etmeye başladı.

Tekrar Gitti

Birkaç dakika içerisinde boş pist sayesinde uçak, geldiği gibi birden yok oldu. Radarda görünmediğinden bulunması imkansızdı. Yine de durum, havaalanının arama kurtarma çalışması başlatmasına yetecek kadar garipti.

Üç jetin yardımıyla 914 numaralrı Pan Am uçuşu için arama çalışmaları tekrar başladı. Kontrol kulesindeki pek çok kişi pilotun tarihleri karıştırması üzerinde çok durmadı. Pilotun akli dengesinin yerinde olmadığını ve bu nedenle tarihleri karıştırdığını düşündüler.

Son Durak

Bir süre sonra Pan Am uçağı tekrar göründü. Uçuş sonunda, 30 yılı aşkın süreden sonra, hedefine ulaşmıştı. Tabii Miami Havaalanı’ndaki çalışanlar da uçak ve yolcuları karşısında en az Juan de la Cortez kadar şaşkına dönmüşlerdi.

Ancak kayıtları kontrol ettiklerinde pilotun anlattıklarının tuttuğunu gördüler. Bu, 1955 yılında varmamış uçağın aynısıydı. Pilotun da yolcuların da kimlikleri tutuyordu!

Cevaplanmamış Sorular

Sadece havaalanındaki çalışanlar değil, tüm dünya bu gizemli uçağı merak ediyordu. Kabin ekibini ve yolcuları saatlerce sorguladılar. Herkes aynı şeyi söylüyordu. 2 Temmuz 1955 saat 9.55’te 914 sayılı Pan Am uçuşuna binmişlerdi ve Miami’ye gidiyorlardı.

Bazı kaynaklara göre ekibi ve yolcuları alıkoymak için yasal bir gerekçe olmadığından eve gitmelerine izin verildi. Bu haberin dünyanın dört bir yanında yankılanmasını beklersiniz, değil mi? Ancak medya araçları bu uçuştaki yolcuların hikayelerini yayınlamayı reddetti.

Tüyler Ürpertici Detay

Neden mi? Çünkü ekibin ve yolcuların tamamı 1955’te nasıllarsa öyle görünüyorlardı. Sanki onlar için bir gün bile geçmemişti! Halbuki bekleyenleri için tam 37 yıl geçmişti! Gizem git gide daha da garip bir hal alıyordu.

Başka bir gizem de uçağın bunca yıldan sonra nasıl çalışabildiğiydi. En garip şey ise haber kanallarının bu hikayeyi yayınlamayı reddetmeleriydi. Sanki bu garip hikayeye daha fazla ilgi çekmekten korkuyor gibiydiler.

Spekülasyonlar

Yıllar içerisinde 914 numaralı uçuşun kaybolup tekrar ortaya çıkışı hakkında pek çok teori ortaya atıldı. Pek çok kişi bu kayboluşun Bermuda Şeytan Üçgeni yüzünden olduğunu düşünüyordu. Özellikle de uçağın geri gelişi bu bölge hakkındaki paranoyanın tavan yaptığı dönemde gerçekleştiğinden bu teori çok yaygındı.

Bermuda Şeytan Üçgeni’nde “bir şeyler olduğuna” inananlar bu alanın zaman yolculuğu yapmayı mümkün kıldığını düşünüyorlardı. Bu gizemli uçağın 37 yıl sonra birden ortaya çıkması da tüm bu spekülasyonları alevlendirmişti.

Sorunlar

Bermuda Şeytan Üçgeni’nin zaman yolculuğu için bir kapı olduğuna inananların gözünde neler olup bittiği çok açıktı. Ancak konu üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırma bu iddiaların yalan veya abartılmış olduklarını ortaya koyuyor.

Komik olan şey ise Bermuda Şeytan Üçgeni’nin tehlikeli olmadığını düşünenlerin buradan defalarca geçen pilot ve kaptanlar olması. Dahası, uçağın yeniden ortaya çıkış haberini yapan yayının, Weekly World News’ın kendisinin de neredeyse ortadan kaybolmuş olması.

Şimdi Neredeler?

Bu hikaye şimdiye dek üç defa yayınlandı ancak detayları her seferinde değişti. Örneğin anahtar karakterlerden Juan de la Corte’nin resimleri iki farklı kişiye ait. Ayrıca pilotun ve ekibin bugün nerede olduklarını kimse bilmiyor. Bu da hikayenin güvenilirliğini daha da azaltıyor.

Bu haberin kaynağı Weekly World News’un ilgi çekmek için yaptığı bir kandırmaca mıydı yoksa 914 Numaralı Pan Am uçuşu gerçekten de zamanda yolculuk yaptı mı? Biz ilkine inanıyoruz ancak pek çok kişi, bu hikayenin zaman yolculuğunun gerçek olduğunun ve Bermuda Şeytan Üçgeni’nin bununla bir ilişkisi olduğunun bir kanıtı olduğuna inanıyor.

Kayıp Uçak Sonunda Evin Yolunu Buldu – 37 Yıl Sonra

Tarihin büyük bir bölümünde Bermuda şeytan üçgeni nedir? internetin en çok aratılan sorularından biriydi. Pek çok meraklı kişi bu normal görünen bölgede nelerin saklı olduğunu ve neden karanlık bir gizemle çevreli olduğunu merak ediyordu.

Korku verici ve karanlık imajını oluşturan en önemli etmenlerden biri de bu bölgeden geçme şanssızlığına sahip yüzlerce gemi ve uçağın kaybolmasıydı. Bu uçaklardan biri, 914 numaralı Pan Am uçuşu bu üçgende kaybolmakla kalmadı, güvenli bir şekilde geri dönmeyi başardı… sadece 37 yıl sonra!

Bermuda Şeytan Üçgeni

Kuzey Atlantik’in batısındaki bölgenin adını duymayan yoktur.  Bu ün, bu “bilinmeyen” üçgenden geçen gemi ve uçakların iz bırakmadan kaybolduklarına dair raporların gelmesi ile başladı.

Korku 80’li ve 90’lı yıllarda iyice yayılsa da Bermuda Şeytan Üçgeni efsanesi Kristof Kolomb’un bölgeye yaptığı seyahatlerin dönemine kadar dayanıyor.  Yeni Dünya yolculuğunda pek çok garip rapor yazılmıştı. Bunların pek çoğu da Bermuda Şeytan Üçgeni ile alakalıydı.

914 Numaralı Uçuş

914 Numaralı Uçuş’un öyküsü 2 Temmuz 1955 tarihinde, dünyada çok konuşulan bir konu haline gelmeden önce başlıyor.  Acaba kabin ekibi ve yolcuları, yolculuklarının kısa süre içerisinde komplo teorilerine konu olacağını biliyorlar mıydı?

Uçuşun New York’tan kalkacaktı. Miami’ye 57 yolcu ve dört kabin görevlisi taşıdığı yolculuğu, Bermuda Şeytan Üçgeni’ne varana kadar 914 numaralı Pan Am uçuşu için rutin bir yolculuktu.

Ortadan Kayboldu

Uçak New York’tan planlandığı gibi kalkışını gerçekleştirdi. Kimse bu uçuşun şüpheciler ile tarihçileri on yıllarca şaşkına çevirecek garip olaylar zincirinin bir parçası olmasını beklemiyordu.

Her şey uçuş sırasında başladı. Uçak bir anda radardan kayboldu. Endişe verici ve beklenmedik bir durumdu. Hava trafik kontrol personeli uçak ile iletişim kurmaya çalışsa da karşılarında sadece statik ve sessizlik vardı.

Geride Hiçbir Şey Bırakmadı

Saniyeler içinde uçak sanki hiç var olmamış gibi yok olmuştu.  Kimse bunun neden ve nasıl olduğunu açıklayamıyordu. Yetkililer hemen uçağı arama çalışmalarını başlattılar.

Uçağın hazin bir sonla karşılaştığı düşünülüyordu. 914 numaralı Pan Am uçuşunun arama çalışmaları haftalarca sürdü. Hem kara hem de deniz arama ekipleri kullanıldı. Ancak hepsi aynı şeyi buldular: hiçbir şey!

Cevap Yok

Bu, gizemin sadece başlangıcıydı. Yetkililer 61 kişiyi taşıyan bir uçağın iz bırakmadan ortadan nasıl kaybolabileceğini anlayamıyorlardı. Uçakla iletişim kurulamadığından Atlantik Okyanusu’nda bir yerde denize çakıldığına karar verildi.

Peki neden hiçbir ceset veya uçak parçası bulunamamıştı? Pilotlar neden yardım çağrısı yapmamıştı? Havayolları bu rahatsız edici sorulara cevap verecek modda değildi. Hızlıca uçaktaki kişilerin ailelerine tazminat ödemesi geçekleştirdiler.

37 Yıl Sonra

Yakınlarını kaybedenlerin çoğu para değil cevap isteseler de sesleri yeterince durulamadı ve 914 numaralı Pan Am uçuşu 21 Mayıs 1992 tarihine kadar unutuldu. Evet, “kazadan” tam 37 yıl sonra bir mucize gerçekleşti.

Venezüela’nın başkenti Caracas’taki hava trafik kontrol görevlileri günlerine normal bir şekilde devam ederken öğlen birden bire bir DC-4 Douglas hava aracı yoktan varoldu. Gözle görünüyor olsa da garip bir şekilde radarda görünmüyordu.

İletişime Geçildi

Hava trafik kontrol görevlisi Juan de la Corte uçağı ilk gören kişiydi ve anında bir şeylerin yanlış olduğunu fark etti. Uçak radarda görünmediğinden kimliği bilinmeyen bu hava aracı hakkında bilgi edinebilmesinin tek yolu sesli iletişim kurmaktı.

Pilotun radyodan “Neredeyiz?” dediğini duyduğunda Juan rahatladığını hissetti. Karşısındaki sadece kaybolmuş bir hava taşıtıydı, içgüdülerinin kendisine söylediği gibi karanlık bir şey değil… ancak yanılıyordu.

Sadece Bir Başlangıç

Juan pilotu havaalanına yönlendirdi. Ardından, hava trafik kontrol ekibinin tamamını şaşkına çeviren kelimeleri söyledi. “Biz, [dört] kabin görevlisi ve 57 yolculu Pan Amerikan Havayolları 914 numaralı New York Miami uçuşuyuz.”

Uçak, hiçbir iletişim olmadan yanlış yönde 1800 km yol almıştı. Juan şaşkına dönmüştü. Pilot inmek için izin istedi ve izin verildi. Kontrol ekibindeki herkesin bu gizemli uçuş hakkında soruları vardı.

İniş

New York’tan kalktıktan tam 37 yıl sonra 914 numaralı Pan Am uçuşu inmeye hazırdı. Juan uçak için ayrı bir pist ayarladı, güvenlik görevlileri neler olduğunu anlayabilmek için hazırda bekliyordu.

Uçak sorunsuz bir şekilde yere konmayı başardı. Ancak yerde ilerlerken Juan, pilotun şok edici bir şey dediğini duydu. Pilot “2 Temmuz 1955 saat 9.55’te Miami’ye inmemiz gerekiyordu.” dedi.

Yanlış Tarih

Juan ilk başta yanlış duyduğunu düşündü. Pilot 1955 demiş olamazdı! Bu tam 37 yıl önceydi! Ancak pilottan kendisini tekrar etmesini istediğinde bir şeylerin yanlış olduğunu fark etti.

Juan’ın kafası doğal olarak karışmıştı. Aklına ilk gelen soru pilotun akli dengesinin yerinde olup olmadığı olmuştu. Ardından pilota uçağı Caracas’a indirdiğini ve tarihin 21 Mayıs 1992 olduğunu söyledi.

Eski

Uçak güvenli bir şekilde indiği ve yerde ilerlediği için Juan ona daha yakından bakabildi. Pilota bir kaza geçirip geçirmediklerini sordu. Bir kaza pilotun kafa karışıklığını ve uçağın radarda görünmemesini açıklayabilirdi.

Hava kontrol kulesinden Pan Am uçağının çok eski olduğunu ve yıllardır gördüğü uçaklardan belirgin bir şekilde farklı olduğunu görebiliyordu! Juan bu durumu anlamaya çalışırken pilot beklenmedik bir şey yaptı.

Pilot Panik Oldu

Pilot bağırmaya başladı! Söyledikleri Juan’a anlamsız geliyordu ancak telsizden bile panik olduğu anlaşılabiliyordu. Juan pilotun akli dengesinin yerinde olmadığından ve birilerinin uçağa bir an önce gitmesi gerektiğinden emindi.

Juan pilotu sakinleştirmeye çalışıyordu ancak gelen seslerden kabin ekibinin ve yolcuların çığlıklarını ve panik dolu seslerini duyabiliyordu. Bu bir felaketti ve git gide daha da kötü bir hal alıyordu!

Panik İçinde

Juan durumun ciddiyetini anlamaya başlıyordu. Güvenlik görevlileri korkmuş yolcu ve kabin ekibine eşlik etmek için uçağa yaklaşmaya başlarken pilot asla beklenmeyecek bir şey yaptı.

İçinde bulunduğu panikten kurtuldu ve kimsenin uçağa yaklaşmamasını söyledi. Juan telsizden pilotun bağırdığını duydu. “Hayır, yaklaşmayın! Gidiyoruz!” Gerçekten de neredeyse durmuş durumdaki uçak tekrar hareket etmeye başladı.

Tekrar Gitti

Birkaç dakika içerisinde boş pist sayesinde uçak, geldiği gibi birden yok oldu. Radarda görünmediğinden bulunması imkansızdı. Yine de durum, havaalanının arama kurtarma çalışması başlatmasına yetecek kadar garipti.

Üç jetin yardımıyla 914 numaralrı Pan Am uçuşu için arama çalışmaları tekrar başladı. Kontrol kulesindeki pek çok kişi pilotun tarihleri karıştırması üzerinde çok durmadı. Pilotun akli dengesinin yerinde olmadığını ve bu nedenle tarihleri karıştırdığını düşündüler.

Son Durak

Bir süre sonra Pan Am uçağı tekrar göründü. Uçuş sonunda, 30 yılı aşkın süreden sonra, hedefine ulaşmıştı. Tabii Miami Havaalanı’ndaki çalışanlar da uçak ve yolcuları karşısında en az Juan de la Cortez kadar şaşkına dönmüşlerdi.

Ancak kayıtları kontrol ettiklerinde pilotun anlattıklarının tuttuğunu gördüler. Bu, 1955 yılında varmamış uçağın aynısıydı. Pilotun da yolcuların da kimlikleri tutuyordu!

Cevaplanmamış Sorular

Sadece havaalanındaki çalışanlar değil, tüm dünya bu gizemli uçağı merak ediyordu. Kabin ekibini ve yolcuları saatlerce sorguladılar. Herkes aynı şeyi söylüyordu. 2 Temmuz 1955 saat 9.55’te 914 sayılı Pan Am uçuşuna binmişlerdi ve Miami’ye gidiyorlardı.

Bazı kaynaklara göre ekibi ve yolcuları alıkoymak için yasal bir gerekçe olmadığından eve gitmelerine izin verildi. Bu haberin dünyanın dört bir yanında yankılanmasını beklersiniz, değil mi? Ancak medya araçları bu uçuştaki yolcuların hikayelerini yayınlamayı reddetti.

Tüyler Ürpertici Detay

Neden mi? Çünkü ekibin ve yolcuların tamamı 1955’te nasıllarsa öyle görünüyorlardı. Sanki onlar için bir gün bile geçmemişti! Halbuki bekleyenleri için tam 37 yıl geçmişti! Gizem git gide daha da garip bir hal alıyordu.

Başka bir gizem de uçağın bunca yıldan sonra nasıl çalışabildiğiydi. En garip şey ise haber kanallarının bu hikayeyi yayınlamayı reddetmeleriydi. Sanki bu garip hikayeye daha fazla ilgi çekmekten korkuyor gibiydiler.

Spekülasyonlar

Yıllar içerisinde 914 numaralı uçuşun kaybolup tekrar ortaya çıkışı hakkında pek çok teori ortaya atıldı. Pek çok kişi bu kayboluşun Bermuda Şeytan Üçgeni yüzünden olduğunu düşünüyordu. Özellikle de uçağın geri gelişi bu bölge hakkındaki paranoyanın tavan yaptığı dönemde gerçekleştiğinden bu teori çok yaygındı.

Bermuda Şeytan Üçgeni’nde “bir şeyler olduğuna” inananlar bu alanın zaman yolculuğu yapmayı mümkün kıldığını düşünüyorlardı. Bu gizemli uçağın 37 yıl sonra birden ortaya çıkması da tüm bu spekülasyonları alevlendirmişti.

Sorunlar

Bermuda Şeytan Üçgeni’nin zaman yolculuğu için bir kapı olduğuna inananların gözünde neler olup bittiği çok açıktı. Ancak konu üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırma bu iddiaların yalan veya abartılmış olduklarını ortaya koyuyor.

Komik olan şey ise Bermuda Şeytan Üçgeni’nin tehlikeli olmadığını düşünenlerin buradan defalarca geçen pilot ve kaptanlar olması. Dahası, uçağın yeniden ortaya çıkış haberini yapan yayının, Weekly World News’ın kendisinin de neredeyse ortadan kaybolmuş olması.

Şimdi Neredeler?

Bu hikaye şimdiye dek üç defa yayınlandı ancak detayları her seferinde değişti. Örneğin anahtar karakterlerden Juan de la Corte’nin resimleri iki farklı kişiye ait. Ayrıca pilotun ve ekibin bugün nerede olduklarını kimse bilmiyor. Bu da hikayenin güvenilirliğini daha da azaltıyor.

Bu haberin kaynağı Weekly World News’un ilgi çekmek için yaptığı bir kandırmaca mıydı yoksa 914 Numaralı Pan Am uçuşu gerçekten de zamanda yolculuk yaptı mı? Biz ilkine inanıyoruz ancak pek çok kişi, bu hikayenin zaman yolculuğunun gerçek olduğunun ve Bermuda Şeytan Üçgeni’nin bununla bir ilişkisi olduğunun bir kanıtı olduğuna inanıyor.

Bu Deniz Biyoloğu Dev Balinanın Bu Davranışı Karşısında Panik Oldu

Nazik Devler

Devasa boyutlarına rağmen balinalar dünyada yaşayan en gizemli ancak nazik yaratıklardan biridir. Özgün karakterleri ve ilginç davranışları insanların ilgisini çeker. Biyologlar, bu yaratıkları tanımalarına rağmen bu devler karşısında tetikte olurlar.

Güney Pasifik’te yer alan Cook Adaları bu deniz memelileri ile çok fazla temasın gerçekleştiği bir yer. Bu nazik devler, tahmin ettiğimizden daha zeki olabilecekleri anlaşıldığında deniz biyologları arasında bir şok dalgasına neden oldular. Bu nazik devler hakkında halen daha öğrenmemiz gereken pek çok şey var.

Ünlü Deniz Biyoloğu

Nan Hauser 63 yaşında bir deniz biyoloğu. Hayatını balinaları incelemeye ve onlara yardım etmeye adamış biri. Kanada sınırı yakınlarında, Maine’de doğdu. Geçtiğimiz otuz yıl boyunca olabildiğince çok sayıda balinayı kayıt altına aldı. Onların hakları ve güvenlikleri için savaştı.

Nan’a göre deniz biyoloğu olmanın en güzel yanlarından biri de her gün balinalar ile yüzebilmek. Koruduğu ve sevdiği canlıların yanında yüzen Nan, bu nazi devler ile beraber yüzmeye alışmıştı. Ancak eşsiz bir karşılaşma, bakış açısını sonsuza kadar değiştirecekti.

Her Zamanki Yüzme

Nan Ratonga kıyılarında yüzerek her zamanki rutinini gerçekleştiriyordu. Bir bottaki birkaç iş arkadaşı, bir drone kullanarak küçük bir kambur balina sürüsü ile birlikte yüzen Nan’ı takip ediyorlardı.  Bilmediği şey olağandışı bir şeyin gerçekleşeceğiydi.

Nan, su geçirmez bir kamera kullanarak kambur balinaların resmini çekerken birden bire 23 tonun üzerindeki en az 15 metre boyutundaki devasa bir erkek kambur balina deniz biyoloğuna doğru dalmaya başladı. Nan bu davranışın kesinlikle normal olmadığının farkındaydı.

Garip Davranış

Nan her bir balinanın davranışını biliyordu. Bu hariç. Normalde balinalar ile birlikte yüzerken davranışlarını kaydedebilmek için onlara yanaşan Nan olurdu. Bu sefer garip bir şey oluyordu ve nazik hayvan ona doğru hızla yaklaşıyordu.

Sakin kalmaya çalışan Nan kamerasını bu devasa kambur balinaya çevirdi ve garip davranışı ilk elden kaydetmeye başladı. Halen daha balinanın neden böyle garip davrandığını anlamaya çalışıyordu. Ancak hiç endişeli değildi.

Bir Şeyler Yanlış

Kimse balinalar ile yüzme konusunda Nan kadar deneyimli değildi. Bu onun mesleğiydi ve büyük ihtimalle hayatı boyunca diğer bilim insanlarından daha fazla dalış gerçekleştrimişti. Bir deniz biyoloğu ve çevreci olarak başarıları olağanüstü bir uzman olarak tanınmasına yetiyordu.

Balina ona doğru hızla gelirken başının belada olduğunu anlamıştı. Balinalar normalde insanları görmezden gelirlerdi. Ancak bu balinanın gözü deniz biyoloğunun üzerindeydi ve doğrudan ona doğru geliyordu. Balina ardından Nan’a çarptı ve onu yüzeye itmeye başladı.

Hayatta Kalmaya Çalıştı

Nan kendisine doğru gelen hayvandan kaçmaya çalışıyor ancak kaçamıyordu. Aksine, giderek bottan ve iş arkadaşlarından uzağa itiliyor gibiydi. Balinanın diğer tarafında yüzmeyi bile denemişti ancak devasa memeli ona izin vermiyordu.

Nan tamamen çaresizdi. Bu devasa hayvanlarla birlikte yüzme konusunda çok fazla deneyimi olmasına rağmen bu, balinalarda böylesine bir davranışa ilk rastlayışıydı. Hayvan o kadar büyüktü ki en ufak bir hareketi bile deniz biyoloğunda ciddi bir yaralanmaya sebep olabilirdi.

Balinaların Muazzam Gücü

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Nan deniz yaban hayatı, özellikle de balinalar konusunda bir uzman. Bu durumdayken aklına gelen şey hayvanın en ufak hareketinin bile vücudunda büyük hasara sebep olabileceğitdi. Kambur balinanın en ufak bir toslaması bile kemiklerini kırabilirdi.

Devasa hayvan onu itmeye devam etti. Bottan uzaklaştırıldıkça endişesi artıyordu. Çaresiz bir şekilde balinanın bu garip davranışı neden gösterdiğini anlamaya çalışıyordu. Ancak balinanın yapmasından kortuğu bir şey daha vardı.

Sakin Kaldı

Nan bir uzman olduğundan tüm bu süreçte sakin kalmayı başardı. Ardından kendisini kurtarabilecek bir plan yaptı. Balinanın kafasına yakın durmaya karar verdi. Kambur balinaların ağızlarında diş değil de sadece yumuşak kemik dokular olduğunu bildiğinden, burası büyük ihtimalle olabileceği en güvenli yerdi.

Yine de balinadan olabildiğince uzakta durmak istiyordu. Çok sakin kalması lazımdı. Nan balinanın davranışındaki değişimi fark etmesi durumunda kendi davranışını değiştirebileceğinden ve daha fazla risk yaratabileceğinden korkuyordu. Bu riski almak istemiyordu.

Unutulmaz Bir Deneyim

Nan hakkında konuşalım. Nan uçsuz bucaksız okyanuslardan korkmuyor. Ancak örümcekler tüylerini ürpertiyor. Aynı zamanda ellerine doğru doğru hareket edebilecek küçük, böceğimsi hayvanlardan da korktuğunu söylüyor. Ancak bu durumda Nan’ın ödü patlıyordu.

Nan sakin kalmaya çalışırken balinalar konusunda deneyimi olmasına rağmen neden böyle bir şey yaşadığını anlamaya çalışıyordu. Başına gelen hiçbir şeyin gerçekleşmemesi lazımdı. Bu davranışları kitapların hiçbirinde yer almıyordu. Kendisini sorgulamaya başladı. Belki de iş arkadaşları onun yerinde olsalar neler olup bittiğini anlayabilirlerdi?

Kaydetmeye Devam Etti

Korku verici bir durumda olsa da Nan olan biten her şeyi kaydetmeye devam etti. Kaçmaya çalışırken bazı fotoğraflar çekti. Bir anda kendi ölümünü kaydediyor olabileceğini düşündü. Ne kadar korkunç bir düşünce, değil mi?

Bottaki iş arkadaşları, drone ile onu takip ederken endişelenmeye başlamışlardı. Bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındaydılar ancak yapabilecekleri bir şey yoktu. Çaresiz durumdaydılar. Tek yapabilecekleri izlemek ve Nan’a hiçbir şey olmayacağını ummaktı.

Masum Arkadaş

Dalış yaparken kural yanında mutlaka bir arkadaş yüzücü bulundurmaktır. Yani Nan sudaki tek kişi değildi. Ancak dalış arkadaşı onun kadar deneyimli değildi ve neler olup bittiğini anlayamıyordu. Arkadaşı ne olduğunu anlasa bile yardım etmek için yapabileceği hiçbir şey yoktu.

Devasa memeli tarafından itiliyor olmasına rağmen Nan kayıt yapmaya devam etti ve arkadaşı ile iletişime geçmeye çalıştı. Ancak tüm bu hareket yardım için iletişime geçmesine olanak tanımıyordu. Bu nedenle gitgide bottan uzağa itilirken arkadaşı çaresiz bir şekilde izlemekten başla bir şey yapamıyordu.

Durmanın Bir Yolu Yok

Kambur balina duracağa benzemiyordu ve onu itmeye devam ediyordu. Bot zaten ondan biraz uzaktaydı ve Nan, kısa bir süre içerisinde kendisini uçsuz bucaksız okyanusun ortasında 50 tonluk bir erkek kambur balina ile yalnız buldu.

Bu davranış o kadar olağan dışıydı ki daha önce böyle bir şey olduğuna dair hiçbir kanıt yoktu. İşler daha da kötüye gidemez mi sanıyorsunuz? Görünen o ki Nan ve balinanın bir ziyaretçisi vardı. Uzakta büyük bir gölge belirdi.

Başka Bir Balina

Nan, biraz ilerilerinde hareket eden başka bir gölge gördü. İkinci bir kambur balina gelmişti. Bu nazik devler sosyal hayvanlar olduklarından ikinci bir balina görmek pek de şaşırtıcı değildi. Ancak bu, Nan’ı iten ile tam olarak aynı değildi. İşte bu o kadar da normal değildi.

Diğer balinayı gören Nan durumu anlamaya çalıştı. Ancak başarılı olamadı. Bulunduğu durumun çok nadir yaşanan bir durum olduğunun farkındaydı. Zira kendisi gibi bir uzman bile neler olup bittiğini çözemiyordu.

Garip Gerginlik

Nan balinaların garip davranışlarını gözlemlerken ikinci balinanın da garip davranışlar sergilediğini fark etti. İkinci balina arkasındaki birine vurmaya çalışırcasına kuyruğu ile suyun yüzeyini dövüyordu.

Kafası karışan Nan, deneyimli bir deniz biyoloğu olmasına rağmen gördüğü manzaraya bir anlam veremiyordu. Balinalardan biri onu iterken diğeri suyun yüzeyini dövüp duruyordu. Kimse neler olup bittiğini anlamıyordu.

Küçük Yara

İtilen ve bottan uzaklaştırılan Nan, tüm bu deneyim nedeniyle bazı morluklar ediniyordu. Balina onu 10 dakikadan uzun bir süredir itiyordu. Balinanın üzerine tutunmuş keskin midyeler devasa memeli kendisine ne zaman dokunda vücudunu çiziyordu.

Yine de 2 kambur balinanın amacının ne olduğu anlaşılmıyordu. Balinalar ona zarar vermeye çalışıyor olsalar da olmasalar da balinayla olan itiş kakış ona çeşitli morluklar kazandırıyordu. Ancak sonunda bir şeyler değişti ve Nan neler olduğunu anlayabildi.

Balinalar Gitmesine İzin Vermiyor

Bir saat sonra balina Nan’ı kendisine olabildiğince yakın tutarak sürüklemeye devam ediyordu. Sonunda bu garip davranışın arkasında yatan nedeni anlamaya başlamıştı. Geçen bir saatte ne kadar korkunç bir durumda olduğunu anlamaya başlamıştı. Ancak bu korkunç durumda olmasının sebebi balinalar değildi.

Bu korkunç deneyimden sağ çıkmak için olabildiğince çabuk uzaklaşmak istiyordu. Ancak balina gitmesine kolay kolay izin vermeyecekti. Onu sürüklemeye devam ediyordu. Nan da halen daha kaçmaya ve yüzüp gidebileceği bir boşluk yakalamaya çalışıyordu.

Av Alanı

Birden ikinci balinanın yüzeye vurup durduğu yerin biraz ilerisinde, balinalardan çok daha tehlikeli bir şey gördü: devasa bir kaplan köpekbalığı. Bu vahşi yırtıcılar insanlara zarar vermeleri ile bilinirler. Devasa boyuttadırlar ve 4,5 metrenin üzerine çıkabilirler.

Nan o anda balinaların kendisine zarar vermeye çalışmadıklarını anladı. Aksine, onlar kendisini okyanusun en tehlikeli yırtıcılarından birine karşı korumaya çalışıyorlardı. Yine de balinaların davranışları güvende olduğu anlamına gelmiyordu. Halen daha büyük bir tehlike altındaydı.

Korkunç Yırtıcı

Büyük beyaz köpekbalıkları insanların bildikleri ve Hollywood’un kendilerini insan yiyen canavarlar olarak göstermesi nedeniyle korktukları yaygın köpekbalıklarıdır. Kaplan köpekbalıklarından daha büyük ve güçlü olmalarına rağmen büyük beyaz köpekbalığı saldırıları daha nadir ve başa çıkılabilirdir.

Büyük beyaz köpekbalıkları bir ısırık alırlar ve avlarını bırakırlar. Ancak kaplan köpekbalıkları durmaksızın, acımasızca saldırmaları ile bilinirler. Neler olduğunu anlayan Nan, momentum kazanmak için kendisini olabildiğince zorlamaya ve hızla bota ilerlemeye karar verdi.

Güvenli Bir Şekilde Bota Vardı

Nan ve dalış arkadaşı içinde bulundukları korkunç durumdan başarıyla kaçmayı başardılar. Nan kendisini bota çekti. Bitkin düşmüş ancak biraz rahatlamıştı. İş arkadaşlarına altlarındaki sularda bir kaplan köpekbalığının gezdiğini söyledi.

Nan biraz sakinleşmeye başladı. Artık korkmaktan çok uzaktı. Rahatlamıştı ve balinaların kendisine zarar vermeye değil, tehlikeli bir yırtıcıdan korumaya çalışmaları karşısında hayrete düşmüştü. Suları izlerken inanılmaz bir şey gördü.

Güvende Olup Olmadığına Baktılar

Nan biraz dinlendikten sonra botun kenarına ilerledi. Erkek kambur balina sabırlı bir şekilde bekliyordu. Sanki güvende olup olmadığını ve sudan çıkıp çıkmadığını kontrol etmek ister gibiydi. Görünen o ki bu devasa nazik dev onun için endişelenmişti ve dönüp okyanusun derinliklerine geri dalmadan önce Nan’ın güvende olduğundan emin olmak istiyordu.

Balina Nan’ın güvende olduğundan emin olduktan sonra nefes deliğinden su püskürttü ve yüzerek uzaklaştı. Nan artık balinanın gerçekten de kendisini koruduğunu ve sadece onu güvende tutmaya çalıştığını biliyordu. Okyanuslu dostunun yüzerek uzaklaşmasını izledi. Halen daha yaşadığı deneyimin etkisi altındaydı.

Deniz Biyoloğunun Hipotezi

Nan kendisinin, dalış arkadaşının ve drone’un kaydettiği tüm görüntüleri inceledi. Sonunda balinaların garip davranışının nedenini anlamıştı. Balinanın kendini devasa kaplan köpekbalığından koruduğu hipotezine vardı.

Balina davranışları konusunda bir uzman olduğu göz önünde bulundurulduğunda tüm bunlar çok mantıklı geliyordu. Ancak böylesine bir davranışla ilk defa karşılaşıyordu ve birinci elden deneyimlediği için büyülenmişti. Balinaların bu şekilde davranmaları heyecan vericiydi.

Denizin Nazik Devleri

Kambur balinalar biz insanlar için halen daha biraz gizemli olsalar da haklarında haklarında çok fazla kaydımız var. Nan’ın bu büyük memelileri çok iyi anladığı göz önüne alındığında, kendisi halen daha bu korku verici deneyimi daha iyi inceleyebilmeye çalışıyor.

2016 yılında balinaların kendi yavrularını kurtarma çalışmaları hakkında 115’ten fazla vaka bir araya getirildi. Balinalar aynı zamanda yunus ve deniz aslanları dahil olmak üzere diğer deniz hayvanlarını yırtıcılardan saklayıp korumaları ile biliniyorlar. Ancak Nan’ın durumu biraz daha farklıydı.

Yeni Keşif

Deniz biyologları, kambur balinaların tehlikeli durumlarda diğer türlere yardım edişlerine yabancı değiller. Örneğin deniz ekolojisti Robert Pitman, bir kambur balinanın bir foku korumasına ve bir katil balina sürüsünden kurtarmasına tanık olmuştu.

Ancak Nan’ın deneyimi özel bir durumdu. Balinaların diğer hayvanlara yardım ettikleri bilinse de insanlara yardım etmeleri yeni bir durumdu. Nan’ın başına gelenler kaydedilen ilk vaka bile olabilirsi. Bilim dünyasının bazı üyeleri bu durum karşısında şaşkına dönseler de diğerleri o kadar da şaşırmamıştı.

Bilim Dünyasında Değişim Rüzgarları

Alandaki herkes Nan’ın hikayesini duyduğunda bir fikir ayrılığı oluştu. Bilim insanlarının yarısı balinaların olağan dışı davranışı konusunda Nan’ın hipotezine katılsalar da diğer yarısı bu hipoteze inanmadılar ve kambur balinaların amacının aslında bu olmadığını savundular.

Hatta bazıları balinaların tamamen farklı bir nedenden dolayı garip davranışlar göstermiş olabileceklerini ve köpekbalığının ortaya çıkışının olaydan tamamen bağımsız olabileceğini savundular. Ancak Nan, hayatını değiştiren deneyim konsundaki hipotezinde kararlıydı.

Görüntülerin Gerçekliğini Kanıtladı

Olayın tamamı kameraya kaydedilmişti. Nan’ın, dalış arkadaşının ve drone’un kamerasından her açıdan kayıt alınmıştı. Bazıları Nan’ın deneyimi konusundaki hipotezine katılmasalar da o hala daha kambur balinaların kendisini kurtarmaya çalıştıklarını savunuyordu.

Nan, bu olağandışı davranışın hayvan özgeciliği olduğuna inanıyordu. Kambur balinalar şefkatli ve empati yeteneği yüksek hayvanlardı. Nan “özgecilik” kelimesini dikkatle kullandı. Belgesel, başından beri inandığı şeyi kanıtladı.

Doğal İçgüdüler

Deniz ekolojisti Robert Pitmas’a göre şefkatli ve özgeci olmak arasındaki farkı yaratan bazı etkenler var. İnsanlar bir hayvanı koruduklarında bu şefkat olarak kabul ediliyor. Özgeci olmanın ise bazı açıklamaları var.

Kambur balinalar Nan’ı şefkatli oldukları için korumaya çalışmış olabilirler. Ancak Nan’ı kendi yavrularından biri olarak görmüş ve onu bu yüzden potansiyel tehlikeden korumaya çalışmış da olabilirler. Neden olduğunu kesin olarak söylemek zor olsa da balinaların onu güvende tutmak istedikleri kesin. İster onu bir insan olarak isterse yavruları olarak görmüş olsunlar – Nan hayatta kaldı ve hikayesini paylaşmayı başardı. Nasıl bir şans ama!

Bu Deniz Biyoloğu Dev Balinanın Bu Davranışı Karşısında Panik Oldu

Nazik Devler

Devasa boyutlarına rağmen balinalar dünyada yaşayan en gizemli ancak nazik yaratıklardan biridir. Özgün karakterleri ve ilginç davranışları insanların ilgisini çeker. Biyologlar, bu yaratıkları tanımalarına rağmen bu devler karşısında tetikte olurlar.

Güney Pasifik’te yer alan Cook Adaları bu deniz memelileri ile çok fazla temasın gerçekleştiği bir yer. Bu nazik devler, tahmin ettiğimizden daha zeki olabilecekleri anlaşıldığında deniz biyologları arasında bir şok dalgasına neden oldular. Bu nazik devler hakkında halen daha öğrenmemiz gereken pek çok şey var.

Ünlü Deniz Biyoloğu

Nan Hauser 63 yaşında bir deniz biyoloğu. Hayatını balinaları incelemeye ve onlara yardım etmeye adamış biri. Kanada sınırı yakınlarında, Maine’de doğdu. Geçtiğimiz otuz yıl boyunca olabildiğince çok sayıda balinayı kayıt altına aldı. Onların hakları ve güvenlikleri için savaştı.

Nan’a göre deniz biyoloğu olmanın en güzel yanlarından biri de her gün balinalar ile yüzebilmek. Koruduğu ve sevdiği canlıların yanında yüzen Nan, bu nazi devler ile beraber yüzmeye alışmıştı. Ancak eşsiz bir karşılaşma, bakış açısını sonsuza kadar değiştirecekti.

Her Zamanki Yüzme

Nan Ratonga kıyılarında yüzerek her zamanki rutinini gerçekleştiriyordu. Bir bottaki birkaç iş arkadaşı, bir drone kullanarak küçük bir kambur balina sürüsü ile birlikte yüzen Nan’ı takip ediyorlardı.  Bilmediği şey olağandışı bir şeyin gerçekleşeceğiydi.

Nan, su geçirmez bir kamera kullanarak kambur balinaların resmini çekerken birden bire 23 tonun üzerindeki en az 15 metre boyutundaki devasa bir erkek kambur balina deniz biyoloğuna doğru dalmaya başladı. Nan bu davranışın kesinlikle normal olmadığının farkındaydı.

Garip Davranış

Nan her bir balinanın davranışını biliyordu. Bu hariç. Normalde balinalar ile birlikte yüzerken davranışlarını kaydedebilmek için onlara yanaşan Nan olurdu. Bu sefer garip bir şey oluyordu ve nazik hayvan ona doğru hızla yaklaşıyordu.

Sakin kalmaya çalışan Nan kamerasını bu devasa kambur balinaya çevirdi ve garip davranışı ilk elden kaydetmeye başladı. Halen daha balinanın neden böyle garip davrandığını anlamaya çalışıyordu. Ancak hiç endişeli değildi.

Bir Şeyler Yanlış

Kimse balinalar ile yüzme konusunda Nan kadar deneyimli değildi. Bu onun mesleğiydi ve büyük ihtimalle hayatı boyunca diğer bilim insanlarından daha fazla dalış gerçekleştrimişti. Bir deniz biyoloğu ve çevreci olarak başarıları olağanüstü bir uzman olarak tanınmasına yetiyordu.

Balina ona doğru hızla gelirken başının belada olduğunu anlamıştı. Balinalar normalde insanları görmezden gelirlerdi. Ancak bu balinanın gözü deniz biyoloğunun üzerindeydi ve doğrudan ona doğru geliyordu. Balina ardından Nan’a çarptı ve onu yüzeye itmeye başladı.

Hayatta Kalmaya Çalıştı

Nan kendisine doğru gelen hayvandan kaçmaya çalışıyor ancak kaçamıyordu. Aksine, giderek bottan ve iş arkadaşlarından uzağa itiliyor gibiydi. Balinanın diğer tarafında yüzmeyi bile denemişti ancak devasa memeli ona izin vermiyordu.

Nan tamamen çaresizdi. Bu devasa hayvanlarla birlikte yüzme konusunda çok fazla deneyimi olmasına rağmen bu, balinalarda böylesine bir davranışa ilk rastlayışıydı. Hayvan o kadar büyüktü ki en ufak bir hareketi bile deniz biyoloğunda ciddi bir yaralanmaya sebep olabilirdi.

Balinaların Muazzam Gücü

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Nan deniz yaban hayatı, özellikle de balinalar konusunda bir uzman. Bu durumdayken aklına gelen şey hayvanın en ufak hareketinin bile vücudunda büyük hasara sebep olabileceğitdi. Kambur balinanın en ufak bir toslaması bile kemiklerini kırabilirdi.

Devasa hayvan onu itmeye devam etti. Bottan uzaklaştırıldıkça endişesi artıyordu. Çaresiz bir şekilde balinanın bu garip davranışı neden gösterdiğini anlamaya çalışıyordu. Ancak balinanın yapmasından kortuğu bir şey daha vardı.

Sakin Kaldı

Nan bir uzman olduğundan tüm bu süreçte sakin kalmayı başardı. Ardından kendisini kurtarabilecek bir plan yaptı. Balinanın kafasına yakın durmaya karar verdi. Kambur balinaların ağızlarında diş değil de sadece yumuşak kemik dokular olduğunu bildiğinden, burası büyük ihtimalle olabileceği en güvenli yerdi.

Yine de balinadan olabildiğince uzakta durmak istiyordu. Çok sakin kalması lazımdı. Nan balinanın davranışındaki değişimi fark etmesi durumunda kendi davranışını değiştirebileceğinden ve daha fazla risk yaratabileceğinden korkuyordu. Bu riski almak istemiyordu.

Unutulmaz Bir Deneyim

Nan hakkında konuşalım. Nan uçsuz bucaksız okyanuslardan korkmuyor. Ancak örümcekler tüylerini ürpertiyor. Aynı zamanda ellerine doğru doğru hareket edebilecek küçük, böceğimsi hayvanlardan da korktuğunu söylüyor. Ancak bu durumda Nan’ın ödü patlıyordu.

Nan sakin kalmaya çalışırken balinalar konusunda deneyimi olmasına rağmen neden böyle bir şey yaşadığını anlamaya çalışıyordu. Başına gelen hiçbir şeyin gerçekleşmemesi lazımdı. Bu davranışları kitapların hiçbirinde yer almıyordu. Kendisini sorgulamaya başladı. Belki de iş arkadaşları onun yerinde olsalar neler olup bittiğini anlayabilirlerdi?

Kaydetmeye Devam Etti

Korku verici bir durumda olsa da Nan olan biten her şeyi kaydetmeye devam etti. Kaçmaya çalışırken bazı fotoğraflar çekti. Bir anda kendi ölümünü kaydediyor olabileceğini düşündü. Ne kadar korkunç bir düşünce, değil mi?

Bottaki iş arkadaşları, drone ile onu takip ederken endişelenmeye başlamışlardı. Bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındaydılar ancak yapabilecekleri bir şey yoktu. Çaresiz durumdaydılar. Tek yapabilecekleri izlemek ve Nan’a hiçbir şey olmayacağını ummaktı.

Masum Arkadaş

Dalış yaparken kural yanında mutlaka bir arkadaş yüzücü bulundurmaktır. Yani Nan sudaki tek kişi değildi. Ancak dalış arkadaşı onun kadar deneyimli değildi ve neler olup bittiğini anlayamıyordu. Arkadaşı ne olduğunu anlasa bile yardım etmek için yapabileceği hiçbir şey yoktu.

Devasa memeli tarafından itiliyor olmasına rağmen Nan kayıt yapmaya devam etti ve arkadaşı ile iletişime geçmeye çalıştı. Ancak tüm bu hareket yardım için iletişime geçmesine olanak tanımıyordu. Bu nedenle gitgide bottan uzağa itilirken arkadaşı çaresiz bir şekilde izlemekten başla bir şey yapamıyordu.

Durmanın Bir Yolu Yok

Kambur balina duracağa benzemiyordu ve onu itmeye devam ediyordu. Bot zaten ondan biraz uzaktaydı ve Nan, kısa bir süre içerisinde kendisini uçsuz bucaksız okyanusun ortasında 50 tonluk bir erkek kambur balina ile yalnız buldu.

Bu davranış o kadar olağan dışıydı ki daha önce böyle bir şey olduğuna dair hiçbir kanıt yoktu. İşler daha da kötüye gidemez mi sanıyorsunuz? Görünen o ki Nan ve balinanın bir ziyaretçisi vardı. Uzakta büyük bir gölge belirdi.

Başka Bir Balina

Nan, biraz ilerilerinde hareket eden başka bir gölge gördü. İkinci bir kambur balina gelmişti. Bu nazik devler sosyal hayvanlar olduklarından ikinci bir balina görmek pek de şaşırtıcı değildi. Ancak bu, Nan’ı iten ile tam olarak aynı değildi. İşte bu o kadar da normal değildi.

Diğer balinayı gören Nan durumu anlamaya çalıştı. Ancak başarılı olamadı. Bulunduğu durumun çok nadir yaşanan bir durum olduğunun farkındaydı. Zira kendisi gibi bir uzman bile neler olup bittiğini çözemiyordu.

Garip Gerginlik

Nan balinaların garip davranışlarını gözlemlerken ikinci balinanın da garip davranışlar sergilediğini fark etti. İkinci balina arkasındaki birine vurmaya çalışırcasına kuyruğu ile suyun yüzeyini dövüyordu.

Kafası karışan Nan, deneyimli bir deniz biyoloğu olmasına rağmen gördüğü manzaraya bir anlam veremiyordu. Balinalardan biri onu iterken diğeri suyun yüzeyini dövüp duruyordu. Kimse neler olup bittiğini anlamıyordu.

Küçük Yara

İtilen ve bottan uzaklaştırılan Nan, tüm bu deneyim nedeniyle bazı morluklar ediniyordu. Balina onu 10 dakikadan uzun bir süredir itiyordu. Balinanın üzerine tutunmuş keskin midyeler devasa memeli kendisine ne zaman dokunda vücudunu çiziyordu.

Yine de 2 kambur balinanın amacının ne olduğu anlaşılmıyordu. Balinalar ona zarar vermeye çalışıyor olsalar da olmasalar da balinayla olan itiş kakış ona çeşitli morluklar kazandırıyordu. Ancak sonunda bir şeyler değişti ve Nan neler olduğunu anlayabildi.

Balinalar Gitmesine İzin Vermiyor

Bir saat sonra balina Nan’ı kendisine olabildiğince yakın tutarak sürüklemeye devam ediyordu. Sonunda bu garip davranışın arkasında yatan nedeni anlamaya başlamıştı. Geçen bir saatte ne kadar korkunç bir durumda olduğunu anlamaya başlamıştı. Ancak bu korkunç durumda olmasının sebebi balinalar değildi.

Bu korkunç deneyimden sağ çıkmak için olabildiğince çabuk uzaklaşmak istiyordu. Ancak balina gitmesine kolay kolay izin vermeyecekti. Onu sürüklemeye devam ediyordu. Nan da halen daha kaçmaya ve yüzüp gidebileceği bir boşluk yakalamaya çalışıyordu.

Av Alanı

Birden ikinci balinanın yüzeye vurup durduğu yerin biraz ilerisinde, balinalardan çok daha tehlikeli bir şey gördü: devasa bir kaplan köpekbalığı. Bu vahşi yırtıcılar insanlara zarar vermeleri ile bilinirler. Devasa boyuttadırlar ve 4,5 metrenin üzerine çıkabilirler.

Nan o anda balinaların kendisine zarar vermeye çalışmadıklarını anladı. Aksine, onlar kendisini okyanusun en tehlikeli yırtıcılarından birine karşı korumaya çalışıyorlardı. Yine de balinaların davranışları güvende olduğu anlamına gelmiyordu. Halen daha büyük bir tehlike altındaydı.

Korkunç Yırtıcı

Büyük beyaz köpekbalıkları insanların bildikleri ve Hollywood’un kendilerini insan yiyen canavarlar olarak göstermesi nedeniyle korktukları yaygın köpekbalıklarıdır. Kaplan köpekbalıklarından daha büyük ve güçlü olmalarına rağmen büyük beyaz köpekbalığı saldırıları daha nadir ve başa çıkılabilirdir.

Büyük beyaz köpekbalıkları bir ısırık alırlar ve avlarını bırakırlar. Ancak kaplan köpekbalıkları durmaksızın, acımasızca saldırmaları ile bilinirler. Neler olduğunu anlayan Nan, momentum kazanmak için kendisini olabildiğince zorlamaya ve hızla bota ilerlemeye karar verdi.

Güvenli Bir Şekilde Bota Vardı

Nan ve dalış arkadaşı içinde bulundukları korkunç durumdan başarıyla kaçmayı başardılar. Nan kendisini bota çekti. Bitkin düşmüş ancak biraz rahatlamıştı. İş arkadaşlarına altlarındaki sularda bir kaplan köpekbalığının gezdiğini söyledi.

Nan biraz sakinleşmeye başladı. Artık korkmaktan çok uzaktı. Rahatlamıştı ve balinaların kendisine zarar vermeye değil, tehlikeli bir yırtıcıdan korumaya çalışmaları karşısında hayrete düşmüştü. Suları izlerken inanılmaz bir şey gördü.

Güvende Olup Olmadığına Baktılar

Nan biraz dinlendikten sonra botun kenarına ilerledi. Erkek kambur balina sabırlı bir şekilde bekliyordu. Sanki güvende olup olmadığını ve sudan çıkıp çıkmadığını kontrol etmek ister gibiydi. Görünen o ki bu devasa nazik dev onun için endişelenmişti ve dönüp okyanusun derinliklerine geri dalmadan önce Nan’ın güvende olduğundan emin olmak istiyordu.

Balina Nan’ın güvende olduğundan emin olduktan sonra nefes deliğinden su püskürttü ve yüzerek uzaklaştı. Nan artık balinanın gerçekten de kendisini koruduğunu ve sadece onu güvende tutmaya çalıştığını biliyordu. Okyanuslu dostunun yüzerek uzaklaşmasını izledi. Halen daha yaşadığı deneyimin etkisi altındaydı.

Deniz Biyoloğunun Hipotezi

Nan kendisinin, dalış arkadaşının ve drone’un kaydettiği tüm görüntüleri inceledi. Sonunda balinaların garip davranışının nedenini anlamıştı. Balinanın kendini devasa kaplan köpekbalığından koruduğu hipotezine vardı.

Balina davranışları konusunda bir uzman olduğu göz önünde bulundurulduğunda tüm bunlar çok mantıklı geliyordu. Ancak böylesine bir davranışla ilk defa karşılaşıyordu ve birinci elden deneyimlediği için büyülenmişti. Balinaların bu şekilde davranmaları heyecan vericiydi.

Denizin Nazik Devleri

Kambur balinalar biz insanlar için halen daha biraz gizemli olsalar da haklarında haklarında çok fazla kaydımız var. Nan’ın bu büyük memelileri çok iyi anladığı göz önüne alındığında, kendisi halen daha bu korku verici deneyimi daha iyi inceleyebilmeye çalışıyor.

2016 yılında balinaların kendi yavrularını kurtarma çalışmaları hakkında 115’ten fazla vaka bir araya getirildi. Balinalar aynı zamanda yunus ve deniz aslanları dahil olmak üzere diğer deniz hayvanlarını yırtıcılardan saklayıp korumaları ile biliniyorlar. Ancak Nan’ın durumu biraz daha farklıydı.

Yeni Keşif

Deniz biyologları, kambur balinaların tehlikeli durumlarda diğer türlere yardım edişlerine yabancı değiller. Örneğin deniz ekolojisti Robert Pitman, bir kambur balinanın bir foku korumasına ve bir katil balina sürüsünden kurtarmasına tanık olmuştu.

Ancak Nan’ın deneyimi özel bir durumdu. Balinaların diğer hayvanlara yardım ettikleri bilinse de insanlara yardım etmeleri yeni bir durumdu. Nan’ın başına gelenler kaydedilen ilk vaka bile olabilirsi. Bilim dünyasının bazı üyeleri bu durum karşısında şaşkına dönseler de diğerleri o kadar da şaşırmamıştı.

Bilim Dünyasında Değişim Rüzgarları

Alandaki herkes Nan’ın hikayesini duyduğunda bir fikir ayrılığı oluştu. Bilim insanlarının yarısı balinaların olağan dışı davranışı konusunda Nan’ın hipotezine katılsalar da diğer yarısı bu hipoteze inanmadılar ve kambur balinaların amacının aslında bu olmadığını savundular.

Hatta bazıları balinaların tamamen farklı bir nedenden dolayı garip davranışlar göstermiş olabileceklerini ve köpekbalığının ortaya çıkışının olaydan tamamen bağımsız olabileceğini savundular. Ancak Nan, hayatını değiştiren deneyim konsundaki hipotezinde kararlıydı.

Görüntülerin Gerçekliğini Kanıtladı

Olayın tamamı kameraya kaydedilmişti. Nan’ın, dalış arkadaşının ve drone’un kamerasından her açıdan kayıt alınmıştı. Bazıları Nan’ın deneyimi konusundaki hipotezine katılmasalar da o hala daha kambur balinaların kendisini kurtarmaya çalıştıklarını savunuyordu.

Nan, bu olağandışı davranışın hayvan özgeciliği olduğuna inanıyordu. Kambur balinalar şefkatli ve empati yeteneği yüksek hayvanlardı. Nan “özgecilik” kelimesini dikkatle kullandı. Belgesel, başından beri inandığı şeyi kanıtladı.

Doğal İçgüdüler

Deniz ekolojisti Robert Pitmas’a göre şefkatli ve özgeci olmak arasındaki farkı yaratan bazı etkenler var. İnsanlar bir hayvanı koruduklarında bu şefkat olarak kabul ediliyor. Özgeci olmanın ise bazı açıklamaları var.

Kambur balinalar Nan’ı şefkatli oldukları için korumaya çalışmış olabilirler. Ancak Nan’ı kendi yavrularından biri olarak görmüş ve onu bu yüzden potansiyel tehlikeden korumaya çalışmış da olabilirler. Neden olduğunu kesin olarak söylemek zor olsa da balinaların onu güvende tutmak istedikleri kesin. İster onu bir insan olarak isterse yavruları olarak görmüş olsunlar – Nan hayatta kaldı ve hikayesini paylaşmayı başardı. Nasıl bir şans ama!

Bu Fotoğrafları Gösterene Kadar Herkes Bu Hazine Avcısının Yalan Söylediğini Düşünmüştü

Pembrokeshire, Galler’den Mike Smith bir metal detektörü ile büyümüştü. 12 yaşından beri çayırlarda, ormanlarda ve diğer her türlü yerde gömülü hazineleri arıyordu. Hayali inanılmaz bir şey bulmaktı.

mikes_metaldetecting/Instagram

Bulunduğu yerin birkaç metre altında gömüşü antik bir zincir bulamayı beklemiyordu. İçinden bir ses ona kazmaya devam etmesini söylediğinde bu sesi dinledi. Burada neleri ortaya çıkartabileceğini asla tahmin bile edemezdi.

Mike ile Tanışın, Bir Metal Detektörü Hobicisi

Mike Smith Pembrokeshire, Galler’den bir metal detektörü meraklısı. Bu nedenle yağmurlu günlerde bile saklı hazineleri aramaya çıkmak onun için normal bir şeydi. Sonuçta detektörü ile gömülü bir altın bulmak tüm hobicilerin hayaliydi!

Bruce Forbus/Pinterest

Makinesinden gelen yüksek bir bip sesi ile daldığı hayallerden uyandırılmayı beklemiyordu. Kısa bir süre içerisinde damarlarında adrenalin dolaşmaya başladı. Detektörünü ıslak toprak üzerinde dolaştırmaya başladı. Aşağıda neler vardı?

Doğası Gerekli Meraklı Bir İnsandı

Mike her zaman meraklı biri olmuştu. Bu nedenle metal detektörü ötmeye başladığında sonuna kadar kazmaya kararlıydı. Ancak yine de böylesine inanılmaz bir hazine ortaya çıkartmayı beklemiyordu.

Bruce Bennett/Getty Images

Hele yetkilileri işin içine sokması gerekmesini hiç beklemiyordu! Ancak bulunduğu yeri birkaç metre kazdıktan sonra geriye dönüş olmadığını biliyordu. Detektörünün ötmesine neden olan şeyin ne olduğunu bilmesi gerekiyordu.

Alanın Geri Kalanını Aradı

İlk bip sesinden sonra Mike alanın geri kalanını da armaya karar verdi. Normalde bulunan bir şeyden uzaklaşıldığında bip sesi azalır ve sonunda tamamen yok olurdu. Ancak Mike’ın başına gelen bunun tam tersiydi!

Uwe Anspach/picture alliance via Getty Images

Çok garipti. İlk “bip noktasından” uzaklaştıkça detektörün sesi yükseliyordu. Makinede bir sıkıntı olabilir miydi? Veya aşağıda bulunduğu alanın tamamını kaplayan bir şey mi vardı?

Kazma Zamanı!

Mike’ın metal detektörü alanın her tarafında ötmeye başlayınca içgüdülerine güvenmekten başka şansı kalmadığını biliyordu. İçgüdüleri hazine için kazmaya başlamasını söylüyordu!

Trending Stories/YouTube

Yanındaki küreği kullanarak yaş toprağı kazmaya başladı. 30 cm genişliğinde ve yarım metre derinliğinde bir çukur ile başlayan Mike ne ile karşılaşacağını, bulacaklarının sadece kendi hayatını değil tarihi değiştireceğini bilmiyordu.

Bulduğu İlk Kalıntı Küçük ve Yuvarlaktı

Mike detektörünü burada daha önce de kullanmış ve çok da değerli olmayan birkaç metalik bulmuştu. Bu sefer bir hayvan kemiği veya herhangi bir bozuk para olmayan bir şey bulması lazımdı.

mikes_metaldetecting/Instagram

Mike çok dikkatli bir şekilde toprakta bulduğu küçük, yuvarlak objeyi çıkarttı. Bir metal para olmadığına emin miydi? Öyle görünüyordu. Ancak üzerindeki toprağı sildikçe bir oyma ortaya çıktı.

İlk Eserin Üzerinde Çok Durmadı

Kafası karışan Mike elindeki objeyi bir o tarafa bir bu tarafa çevirdi. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bir tarafında bir oyma, diğer tarafında ise bir tür mesaj vardı.

mikes_metaldetecting/Instagram

Mike, objenin üzerine iliştirilmiş bir yüzük olduğu için bunun bir para olmadığından emindi.  Sanki bir noktada bir zincire veya klipse bağlıydı. Ancak elindekini incelemek için çok uzun bir süre ayırmadı. Çünkü toprakta başka bir şeyi fark etmişti.

Yerinden Oynamıyordu

İlk objenin aksine bu tamamen toprağa gömülüydü. Mike elindeki küreği bir kenara bırakıp elleriyle kazmaya başladı. Parmaklarıyla objenin kenarında tutabilecek bir yer bulmayı umuyordu.

fionastucla/pixabay.com

Ne yazık ki Mike ne kadar uğraşırsa uğraşsın obje hareket etmiyordu. Topraktaki her ne ise bulunduğu yerde sıkışık kalmaktan memnundu. Ancak Mike pes etmiyordu.

Yer Savaşmadan Bırakmıyordu!

Mike ne kadar çekerse çeksin obje yerinden oynamıyordu. Kafa karıştırıcıydı. Çünkü paslı demir parçası o kadar da ağır görünmüyordu. Mike şok olmuştu. Farklı bir yaklaşım denemeye karar verdi.

Markus Matzel/ullstein bild via Getty Images

Dizlerinin üzerine çöktü ve bulduğu şeyin çevresindeki toprağı kazmaya başladı. Bir o taraftan bir bu taraftan toprağı ittirmek onu Mike’ın bulduğu şeyi çıkartmasına yetecek kadar gevşetmeliydi. Hayatta her şey o kadar da basit değil.

Obje Bir Şeye Bitişik Gibiydi

Toprağı hareket ettirmedeki ikinci denemesinde Mike gizemli objenin bir şeye bağlı olduğunu görmeye başladı. Bu “bir şeyin” ne olduğu hakkında da en ufak bir fikri bile yoktu. Çözülecek başka bir gizemin olması ilgisinin daha da artmasına neden olmuştu.

Jonathan Blair/Corbis via Getty Images

Kafasında cevaptan çok soru ile kazmaya devam etti. Aşağıdaki ne olabilirdi? Bu obje neden bu kadar ağırdı? Ortaya çıkarttığı şey tüylerinin diken diken olmasına neden oldu.

Mike, Birbirine Bağlı Halkalara Benzeyen Bir Şey Ortaya Çıkarttı

Her hazine avcısının yapacağı gibi Mike, inatçı objenin etrafını kazmaya başladı. Sonunda ikinci, ardından üçüncü objeyi fark etti. Kafasında bir şimşek çaktı. Bulduğu gizemli objenin ne olduğunu anlamıştı: bir zincir bulmuştu!

Trending Stories/YouTube

Mike, gizemli zincirin daha fazlasını ortaya çıkarttıkça sanki sonsuza kadar gittiğini fark etti. Sonunda bu antik zincirin sonuna ulaştı. Ancak sonuna ulaştığında kafasında farklı bir soru belirdi. Bu zincir zamanında neye bağlıydı?

Mike’ın Aklına Pembrokeshire Gömü Odaları Geldi

Güneş batmaya başlayınca Mike toplanmaya başladı. Altında gömülü olan şey her neyse gün doğumunu beklemesi gerekiyordu. Mike o gece yatağa yattığında zihni susmuyordu. Ya korkunç bir şey keşfettiyse? Ya bu zincirin gömülü olmasının bir nedeni varsa?

Loop Images/Universal Images Group via Getty Images

Yakın zamanda Pembrokeshire’un altındaki eski gömü odaları hakkında bir şeyler okumuştu. Karanlık bir odada yatarken düşünülecek bir şey değildi. Yaptığı bu keşif antik gömü odalarından biri olabilir miydi? Bu fikir onu ne kadar korkutsa da Mike dünkü çiftliğe dönüp gizemi çözmeye hazırdı.

Sonraki Sabah Mike Güneş ile Birlikte Uyandı

Güneş ufukta görünmeye başladığı anda Mike kapıdan fırladı. Direkt olarak önceki akşam gittiği alana gitti. Gizemli zincir tüm gece aklını kurcalamıştı. Öteki ucunda ne olduğunu ve neden bu kadar ağır olduğunu çözmesi gerekiyordu.

FRANCK FIFE/AFP via Getty Images

Neyse ki Mike keşfi yaptığı yeri bıraktığı gibi buldu. Hazinesinin etrafında dolaşan kimse olmadığını söyleyebilirdi. İçi rahat bir şekilde tekrar kazmaya başladı.

Çukur Bir Yeraltı Mağarasına Açıldı

Gizemli halkalar yerden çıktıkça Mike garip bir şey fark etmeye başladı. Zincirin altında bir delik vardı. Mike bir an bile duraksamadan küreğini bu deliğe batırdı! Bir anda aşağıya, yüzeyin biraz altına düştü. Neyse ki yaralanmamıştı ve içinde el feneri olan çantası hala daha sırtındaydı!

Ulet Ifansasti/Getty Images

Işığını açan Mike normal bir deliğe değil, bir çeşit odaya düştüğünü fark etti. Yere ve tavana daha yakından bakarken içini bir korku kaplamaya başladı. Çiftliğin altında yanlışlıkla ne keşfetmişti?

Duvarları Kaplayan Garip İzler Vardı

Mike mağaranın duvarlarını biraz daha yakından inceleyince yüzeyin neredeyse tamamının garip çiziklerle kaplı olduğunu keşfetti. Ancak bu panik dolu çizikler ona tanıdık geliyordu. Sanki Mike onları daha önce görmüştü.

ITV News/YouTube

Mike en belirgin izlerin olduğu duvara gitti ve elini izlerin üzerinde dolaştırdı. Çizikleri takip ederken parmaklarının “VV” şeklini aldığını fark etti. Bitişik V’lerin onlarca kez tekrarlandığını fark etmesi uzun sürmedi.

“VV” İzlerini Takip Ederek Yerde Başka Bir Deliğe Ulaştı

Tedirgin edici “VV” sembolü Mike’ı korkutmaya başlamıştı. İzler mağaranın dört bir yanını kaplıyordu. Onları daha da korkutucu kılansa taşa titreyen elleriyle biri tarafından kazınmış gibi görünmeleriydi.

Stuff You Missed In History Class/Pinterest

Mike neyle karşı karşıya olduğunu bilmiyordu. Hazine avcısı olduğundan işaretleri izlemeye karar verdi. İşaretler onu yerde başka bir deliğe götürdüler. Deliğin girişinin yanında çamurla kaplı başka bir şey vardı.

Yeni Keşfi Yetkilileri Çağırmasını Gerektirdi

Mike yeni keşfinin üzerindeki çamuru temizleyecek cesareti bulduğunda şokunu gizleyemedi. Tüm o kurumuş toprak tabakasının altında kahverengi sert bir şey vardı. Mike elindekinin ne olduğunu biliyordu ancak inanmak istemiyordu.

Trending Stories/YouTube

Metal detektörü hobicisi olarak böylesine bir keşifle ilgili kanunların farkındaydı. Yetkilileri aramaktan ve keşfettiklerini bildirmekten başka bir çaresi yoktu.

İnsan Kalıntıları Buldu

Eğlenceli bir akşamüstü yürüyüşü olarak başlayan şey korkunç insan kalıntıları keşfiyle sonlanmıştı. Birinin çiftliğin altına gömülmüş olması için pek çok neden vardı. Aklına gelen nedenlerin her biri bir öncekinden daha da korkutucuydu.

ZACHARIAS ABUBEKER/AFP via Getty Images

İçinde kaybolduğu düşüncelerden kendini silkeleyen Mike halen daha elindeki şeyi tuttuğunu fark etti. Bir insan azı dişi. Sonunda içinde bulunduğu durumun ne kadar ciddi olduğunu anladı.

Yetkililer Suratına Güldü

Mike’ın birini arayıp yardım istemesi gerekiyordu. Karanlık bir deliğin dibinde mahsur kalmasının yanı sıra insan dişleri bulmuştu. Elindeki her şeyi bir kenara bırakıp telefonuna sarıldı.

RDImages/Epics/Getty Images

Galler Ulusal Müze’sindeki yetkilileri aradı. Ancak ona verdikleri cevap beklediği gibi olmadı. Yetkililer keşfi ile ilgili anlattıklarının tek bir kelimesine bile inanmadılar ve yüzüne güldüler!

Mike’ın Bahsettiği Bir Detay Yetkililerin Gülmesini Kesti

Yaptığı bir röportajda Mike, “Arkeologlar bana, bu bölgede daha önce hiçbir şey bulunmadığından bana inanmadıklarını söylediler” dedi. Potansiyel bir gömü alanı olan bu yer hakkındaki fikirlerini değiştirmesi gerekiyordu. Ama nasıl?

Maciej Luczniewski/NurPhoto via Getty Images

Bir anda aklına geldi; eski bir zincir ve mağaradaki garip izlerin yanı sıra insan kalıntıları bulduğunu söylemeyi unutmuştu. Bu detaydan bahsedince müze çalışanları gülmeyi kestiler.

Yetkililer Hayretler İçindeydi

Mike onlara konumunu gönderdi ve bilim insanları ile kurtarma ekibinin gelmesini bekledi. Müze yetkilileri bulunduğu yere geldiklerinde hayretler içindelerdi. Mike “bulunduğum yeri gördüklerinde yüzlerindeki ifade her şeyi anlatıyordu” dedi.

Gavin Fogg/AFP/GettyImages

Yetkililerin kendisini ciddiye almalarının yanı sıra Mike, kendisini bu delikten kurtarmak için birilerinin gelmesine de seviniyordu! Artık profesyonellerin kazıya başlama zamanı gelmişti!

İki Savaş Arabası Tekerleği Ortaya Çıkarttılar

Oradaki eserlerin çıkartılma süreci, Mike’ın Şubat ayındaki keşfinden dört ay sonra, Haziran ayında başladı. Düzgün bir plan ve kazı malzemeleri ile arkeologlar iki adet paslı at arabası tekerleri çıkartmayı başardılar. Bu, büyük bir şey keşfetmek üzere olduklarının bir göstergesiydi.

Mel Longhurst/VW Pics/Universal Images Group via Getty Images

Mike tüm bunların kendisinin yerde sikkeye benzer bir şeyi görüp çıkartmaya çalışmasıyla başladığına inanamıyordu. Bulduğu şeyin böylesine önemli bir keşfe yol açacağını hayal bile edemezdi. Hazine avcıları böylesine bir keşfi ancak rüyalarında görebilirlerdi!

Mike Sonunda İlk Keşfinin Adını Koyabildi

Mike ilk başta bulduğu zincirin ne olduğunu, dahası ne için kullanılmış olabileceğini asla keşfedemeyeceğini düşünüyordu. Ancak bu durum, müze çalışanlarının da yardımıyla değişti. Mike, bir röportajında “İlk bulduğum şey bir Kelt at koşumu parçasıydı.”

mikes_metaldetecting/Instagram

“Onu bulduğumda arkadaşlarım daha iyisini asla bulamayacağımı söylemişlerdi. Ancak ertesi gün geri gittim ve diğer şeyleri buldum.” Arkadaşları haksız çıkartmak buna denir! Arkeolog Rachel Hall’a göre birbirine bağlı “VV” işaretleri bir cadı izi.

“VV” Özel Bir Anlama Sahip

Bu işaretler cadıların bir binaya girmesini engellemek için yapılıyorlardı. Mark’ın bulduğu işaret Marian işareti olarak geçiyordu. Meryem Ana’nın adının baş harfi olduğuna inanılan işaret, bulunduğu yeri koruması için yapılıyordu.

ITV News/YouTube

Ancak mağaradaki izler biraz değişikti. Duvara panik halinde kazınmışlardı. Dahası her taraftaydılar. Pembrokeshire’da uzun bir zaman önce garip bir şeyler olmuştu.

Bölge Halkı Buranın Cehenneme Açılan Bir Kapı Olduğuna İnanıyordu

Arkeolog Alison Fearn’a göre 14 ila 18. yüzyıldan olan bu işaretler bölge halkının iblislerin dünyaya gelmelerini engellemek için kullandıkları bir yöntemdi. İşaretlerin mağaradaki yüzeyin neredeyse tamamını kapladıkları düşünüldüğünde bu açıklama Mike’a da mantıklı geliyordu.

Sepia Times/Universal Images Group via Getty Images

Bölge halkı bu odanın öteki dünyaya bir geçit olduğunu düşünmüş olmalılardı. 14. yüzyılda Avrupa’da bu, hafife alınacak bir konu değildi. Ancak bu Alison’ın Meryem Ana sembollerinden yaptığı tek çıkarım değildi.

VV Sembolünün Ardında Başka Bir Teori Daha Var

Bu semboller iblislere ve diğer canavarlara karşı korunmayı temsil etse de başka bir teori daha vardı. Bazıları Pembrokeshire kasabasının kıtlıklar, hastalıklar ve fakirlik ile boğuştuğuna inanıyordu. Tüm bunlar karanlık güçlere atfedilebilecek sorunlardı.

ITV News/YouTube

Emekli Yeni Ahit Dil ve Edebiyatı Profesörü John Charlesworth, bölge halkının büyük ihtimalle sembollere dair batıl inançlarla dolu olduklarına inanıyor. Kasabanın konumu ve mağaranın derinliği, bilinmeyenden korkmalarına neden olmuştu.

Eski Gelenekleri Anlamak

Kasaba halkı mağaranın iblislere ev sahipliği yaptığına inansalar da Mike’ın bulduğu alanda büyük ihtimalle bir kraliçe veya lider, savaş arabası ile birlikte gömülmüştü. Mike, “Bulduklarımın ne kadar önemli olduğunu hemen anlamıştım… Savaş arabası ile gömülmelere dair pek çok şey okumuştum ve böylesine bir keşif yapan kişi olmayı hayal etmiştim. Bu nedenle bu keşif benim için büyük bir onur” diyor.

English Heritage/Heritage Images/Getty Images

Arkeologlar savaş arabasının yaşının 2.500 kadar eski olabileceğini düşünüyorlar. Ayrıca Mike’ın ilk düşüncesinin aksine alanda insan kalıntıları yoktu. Mike’ın bulduğu diş, kraliçenin veya liderin savaş arabası ile gömülen atlardan birine aitti.

Yer Düzleşmişti

Yapılan daha derinlemesine bir inceleme, demir çağı dönemindeki yüksek rütbeli kişilerin genellikle silahları, savaş arabaları ve atları ile birlikte gömüldüklerini ortaya koydu. Mike, üst rütbeli kişinin savaş arabasının yanına gömülmek yerine içine, oturur pozisyonda gömüldüğüne inanıyor.

Tending Stories/YouTube

Tabii ki de savaş arabasının altında gömülü olduğu bir tümsek olmalıydı. Ancak yıllar içinde yer tekrar düzleşmişti. Keşfi hakkında daha fazla bilgi alan Mike, güvenilir metal detektörü ile kendisinin böylesine zengin bir tarih ortaya çıkarttığına inanamıyordu. Ve bu daha sadece bir başlangıçtı!

Büyük Makineleri Getirme Zamanı Geldi!

Müze yetkilileri alanı halka kapattıktan sonra büyük araçlarını getirdiler. Mike’ın denk geldiği tüm o küçük eserler düşünüldüğünde, çiftliğin tamamını yer radarı ile taramak gerekiyordu.

FRED TANNEAU/AFP via Getty Images

Büyük derken Büyük Hazine filminden çıkmışçasına bir büyüklükteki aletlerden bahsediyoruz. Mike’ın tek başına bulduklarının çılgınca olduğunu düşünüyorsanız jeofiziksel sonarın keşfettiklerine inanamayacaksınız!

Bir Halka Hendek Keşfettiler

Bölgeyi inceleyen arkeologlar, bir halka hendek keşfettiler! 12 metrelik çember alanın etrafını çevreliyordu. Dahası, birden fazla bulmuşlardı!

Jens Kalaene/picture alliance via Getty Images

Araştırmacılar, her biri halka hendeğin içerisinde bulunan iki tane daha gömü keşfettiler. Bu da onların Mike’ın gözden kaçırılmış bir Kelt yerleşkesi bulduğu sonucuna varmalarına neden oldu.

Mike ve Keşfi İçin Sonraki Adım Ne

Halka hendek gömü alanlarının yanı sıra Mike, aralarında bir broş, alet sapları ve bronz parçalar olan 34 eser daha bulmuştu. Bu adam ya çok şanslı ya da çok akıllı!

mikes_metaldetecting/Instagram

“Halen daha inanamıyorum. Diğer insanların keşiflerini okumuştum. Televizyonda izlerken ben de böyle bir şey bulmak isterdim, bu inanılmaz diye düşünmüştüm.” Hepsi bu kadar da değil!

Projenin Büyük Bir Fona İhtiyacı Var

Galler Ulusal Müzesi’nde tarihöncesi arkeoloji biriminin baş küratörü Adam Gwilt, bulunan kalıntıların büyük ihtimalle “tarihin büyük olaylarından bazılarına tanıklık ettiklerini” söyledi.

mikes_metaldetecting/Instagram

“Demir çağında insanlar yaşam stillerini ve kimliklerini Roma İmparatorluğu’nun yayılması karşısında koruyorlardı.” Projenin büyük bir fona ihtiyacı olacak. Adam ve ekibi eserlerin derinlemesine incelenmesi için çok sayıda partner ile beraber çalışıyorlar.

Günün Sorusu: Mike Ne Kadar Kazandı?

Gözünü keşiflerinin üzerinde tutan Mike, bulduklarından en az altı veya yedi haneli bir miktar kazanmayı bekliyor. Tabii bunu toprak sahibi ile paylaşması gerekiyor. Yine de bu işi hobi olarak yapan biri için hiç de fena değil!

Trending Stories/YouTube

Mike “Bu metal detektörü ile yapılan en büyük keşiflerden biri. Şimdiye kadar metal detektörü ile arama yapan biri tarafından keşfedilen bir savaş arabası olmamıştı. Daha önce de eser grupları bulunmuştu ancak hiçbiri bu kadar değildi.” diye belirtti. Umarız daha çok keşiflerin olur Mike!

Bu Fotoğrafları Gösterene Kadar Herkes Bu Hazine Avcısının Yalan Söylediğini Düşünmüştü

Pembrokeshire, Galler’den Mike Smith bir metal detektörü ile büyümüştü. 12 yaşından beri çayırlarda, ormanlarda ve diğer her türlü yerde gömülü hazineleri arıyordu. Hayali inanılmaz bir şey bulmaktı.

mikes_metaldetecting/Instagram

Bulunduğu yerin birkaç metre altında gömüşü antik bir zincir bulamayı beklemiyordu. İçinden bir ses ona kazmaya devam etmesini söylediğinde bu sesi dinledi. Burada neleri ortaya çıkartabileceğini asla tahmin bile edemezdi.

Mike ile Tanışın, Bir Metal Detektörü Hobicisi

Mike Smith Pembrokeshire, Galler’den bir metal detektörü meraklısı. Bu nedenle yağmurlu günlerde bile saklı hazineleri aramaya çıkmak onun için normal bir şeydi. Sonuçta detektörü ile gömülü bir altın bulmak tüm hobicilerin hayaliydi!

Bruce Forbus/Pinterest

Makinesinden gelen yüksek bir bip sesi ile daldığı hayallerden uyandırılmayı beklemiyordu. Kısa bir süre içerisinde damarlarında adrenalin dolaşmaya başladı. Detektörünü ıslak toprak üzerinde dolaştırmaya başladı. Aşağıda neler vardı?

Doğası Gerekli Meraklı Bir İnsandı

Mike her zaman meraklı biri olmuştu. Bu nedenle metal detektörü ötmeye başladığında sonuna kadar kazmaya kararlıydı. Ancak yine de böylesine inanılmaz bir hazine ortaya çıkartmayı beklemiyordu.

Bruce Bennett/Getty Images

Hele yetkilileri işin içine sokması gerekmesini hiç beklemiyordu! Ancak bulunduğu yeri birkaç metre kazdıktan sonra geriye dönüş olmadığını biliyordu. Detektörünün ötmesine neden olan şeyin ne olduğunu bilmesi gerekiyordu.

Alanın Geri Kalanını Aradı

İlk bip sesinden sonra Mike alanın geri kalanını da armaya karar verdi. Normalde bulunan bir şeyden uzaklaşıldığında bip sesi azalır ve sonunda tamamen yok olurdu. Ancak Mike’ın başına gelen bunun tam tersiydi!

Uwe Anspach/picture alliance via Getty Images

Çok garipti. İlk “bip noktasından” uzaklaştıkça detektörün sesi yükseliyordu. Makinede bir sıkıntı olabilir miydi? Veya aşağıda bulunduğu alanın tamamını kaplayan bir şey mi vardı?

Kazma Zamanı!

Mike’ın metal detektörü alanın her tarafında ötmeye başlayınca içgüdülerine güvenmekten başka şansı kalmadığını biliyordu. İçgüdüleri hazine için kazmaya başlamasını söylüyordu!

Trending Stories/YouTube

Yanındaki küreği kullanarak yaş toprağı kazmaya başladı. 30 cm genişliğinde ve yarım metre derinliğinde bir çukur ile başlayan Mike ne ile karşılaşacağını, bulacaklarının sadece kendi hayatını değil tarihi değiştireceğini bilmiyordu.

Bulduğu İlk Kalıntı Küçük ve Yuvarlaktı

Mike detektörünü burada daha önce de kullanmış ve çok da değerli olmayan birkaç metalik bulmuştu. Bu sefer bir hayvan kemiği veya herhangi bir bozuk para olmayan bir şey bulması lazımdı.

mikes_metaldetecting/Instagram

Mike çok dikkatli bir şekilde toprakta bulduğu küçük, yuvarlak objeyi çıkarttı. Bir metal para olmadığına emin miydi? Öyle görünüyordu. Ancak üzerindeki toprağı sildikçe bir oyma ortaya çıktı.

İlk Eserin Üzerinde Çok Durmadı

Kafası karışan Mike elindeki objeyi bir o tarafa bir bu tarafa çevirdi. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bir tarafında bir oyma, diğer tarafında ise bir tür mesaj vardı.

mikes_metaldetecting/Instagram

Mike, objenin üzerine iliştirilmiş bir yüzük olduğu için bunun bir para olmadığından emindi.  Sanki bir noktada bir zincire veya klipse bağlıydı. Ancak elindekini incelemek için çok uzun bir süre ayırmadı. Çünkü toprakta başka bir şeyi fark etmişti.

Yerinden Oynamıyordu

İlk objenin aksine bu tamamen toprağa gömülüydü. Mike elindeki küreği bir kenara bırakıp elleriyle kazmaya başladı. Parmaklarıyla objenin kenarında tutabilecek bir yer bulmayı umuyordu.

fionastucla/pixabay.com

Ne yazık ki Mike ne kadar uğraşırsa uğraşsın obje hareket etmiyordu. Topraktaki her ne ise bulunduğu yerde sıkışık kalmaktan memnundu. Ancak Mike pes etmiyordu.

Yer Savaşmadan Bırakmıyordu!

Mike ne kadar çekerse çeksin obje yerinden oynamıyordu. Kafa karıştırıcıydı. Çünkü paslı demir parçası o kadar da ağır görünmüyordu. Mike şok olmuştu. Farklı bir yaklaşım denemeye karar verdi.

Markus Matzel/ullstein bild via Getty Images

Dizlerinin üzerine çöktü ve bulduğu şeyin çevresindeki toprağı kazmaya başladı. Bir o taraftan bir bu taraftan toprağı ittirmek onu Mike’ın bulduğu şeyi çıkartmasına yetecek kadar gevşetmeliydi. Hayatta her şey o kadar da basit değil.

Obje Bir Şeye Bitişik Gibiydi

Toprağı hareket ettirmedeki ikinci denemesinde Mike gizemli objenin bir şeye bağlı olduğunu görmeye başladı. Bu “bir şeyin” ne olduğu hakkında da en ufak bir fikri bile yoktu. Çözülecek başka bir gizemin olması ilgisinin daha da artmasına neden olmuştu.

Jonathan Blair/Corbis via Getty Images

Kafasında cevaptan çok soru ile kazmaya devam etti. Aşağıdaki ne olabilirdi? Bu obje neden bu kadar ağırdı? Ortaya çıkarttığı şey tüylerinin diken diken olmasına neden oldu.

Mike, Birbirine Bağlı Halkalara Benzeyen Bir Şey Ortaya Çıkarttı

Her hazine avcısının yapacağı gibi Mike, inatçı objenin etrafını kazmaya başladı. Sonunda ikinci, ardından üçüncü objeyi fark etti. Kafasında bir şimşek çaktı. Bulduğu gizemli objenin ne olduğunu anlamıştı: bir zincir bulmuştu!

Trending Stories/YouTube

Mike, gizemli zincirin daha fazlasını ortaya çıkarttıkça sanki sonsuza kadar gittiğini fark etti. Sonunda bu antik zincirin sonuna ulaştı. Ancak sonuna ulaştığında kafasında farklı bir soru belirdi. Bu zincir zamanında neye bağlıydı?

Mike’ın Aklına Pembrokeshire Gömü Odaları Geldi

Güneş batmaya başlayınca Mike toplanmaya başladı. Altında gömülü olan şey her neyse gün doğumunu beklemesi gerekiyordu. Mike o gece yatağa yattığında zihni susmuyordu. Ya korkunç bir şey keşfettiyse? Ya bu zincirin gömülü olmasının bir nedeni varsa?

Loop Images/Universal Images Group via Getty Images

Yakın zamanda Pembrokeshire’un altındaki eski gömü odaları hakkında bir şeyler okumuştu. Karanlık bir odada yatarken düşünülecek bir şey değildi. Yaptığı bu keşif antik gömü odalarından biri olabilir miydi? Bu fikir onu ne kadar korkutsa da Mike dünkü çiftliğe dönüp gizemi çözmeye hazırdı.

Sonraki Sabah Mike Güneş ile Birlikte Uyandı

Güneş ufukta görünmeye başladığı anda Mike kapıdan fırladı. Direkt olarak önceki akşam gittiği alana gitti. Gizemli zincir tüm gece aklını kurcalamıştı. Öteki ucunda ne olduğunu ve neden bu kadar ağır olduğunu çözmesi gerekiyordu.

FRANCK FIFE/AFP via Getty Images

Neyse ki Mike keşfi yaptığı yeri bıraktığı gibi buldu. Hazinesinin etrafında dolaşan kimse olmadığını söyleyebilirdi. İçi rahat bir şekilde tekrar kazmaya başladı.

Çukur Bir Yeraltı Mağarasına Açıldı

Gizemli halkalar yerden çıktıkça Mike garip bir şey fark etmeye başladı. Zincirin altında bir delik vardı. Mike bir an bile duraksamadan küreğini bu deliğe batırdı! Bir anda aşağıya, yüzeyin biraz altına düştü. Neyse ki yaralanmamıştı ve içinde el feneri olan çantası hala daha sırtındaydı!

Ulet Ifansasti/Getty Images

Işığını açan Mike normal bir deliğe değil, bir çeşit odaya düştüğünü fark etti. Yere ve tavana daha yakından bakarken içini bir korku kaplamaya başladı. Çiftliğin altında yanlışlıkla ne keşfetmişti?

Duvarları Kaplayan Garip İzler Vardı

Mike mağaranın duvarlarını biraz daha yakından inceleyince yüzeyin neredeyse tamamının garip çiziklerle kaplı olduğunu keşfetti. Ancak bu panik dolu çizikler ona tanıdık geliyordu. Sanki Mike onları daha önce görmüştü.

ITV News/YouTube

Mike en belirgin izlerin olduğu duvara gitti ve elini izlerin üzerinde dolaştırdı. Çizikleri takip ederken parmaklarının “VV” şeklini aldığını fark etti. Bitişik V’lerin onlarca kez tekrarlandığını fark etmesi uzun sürmedi.

“VV” İzlerini Takip Ederek Yerde Başka Bir Deliğe Ulaştı

Tedirgin edici “VV” sembolü Mike’ı korkutmaya başlamıştı. İzler mağaranın dört bir yanını kaplıyordu. Onları daha da korkutucu kılansa taşa titreyen elleriyle biri tarafından kazınmış gibi görünmeleriydi.

Stuff You Missed In History Class/Pinterest

Mike neyle karşı karşıya olduğunu bilmiyordu. Hazine avcısı olduğundan işaretleri izlemeye karar verdi. İşaretler onu yerde başka bir deliğe götürdüler. Deliğin girişinin yanında çamurla kaplı başka bir şey vardı.

Yeni Keşfi Yetkilileri Çağırmasını Gerektirdi

Mike yeni keşfinin üzerindeki çamuru temizleyecek cesareti bulduğunda şokunu gizleyemedi. Tüm o kurumuş toprak tabakasının altında kahverengi sert bir şey vardı. Mike elindekinin ne olduğunu biliyordu ancak inanmak istemiyordu.

Trending Stories/YouTube

Metal detektörü hobicisi olarak böylesine bir keşifle ilgili kanunların farkındaydı. Yetkilileri aramaktan ve keşfettiklerini bildirmekten başka bir çaresi yoktu.

İnsan Kalıntıları Buldu

Eğlenceli bir akşamüstü yürüyüşü olarak başlayan şey korkunç insan kalıntıları keşfiyle sonlanmıştı. Birinin çiftliğin altına gömülmüş olması için pek çok neden vardı. Aklına gelen nedenlerin her biri bir öncekinden daha da korkutucuydu.

ZACHARIAS ABUBEKER/AFP via Getty Images

İçinde kaybolduğu düşüncelerden kendini silkeleyen Mike halen daha elindeki şeyi tuttuğunu fark etti. Bir insan azı dişi. Sonunda içinde bulunduğu durumun ne kadar ciddi olduğunu anladı.

Yetkililer Suratına Güldü

Mike’ın birini arayıp yardım istemesi gerekiyordu. Karanlık bir deliğin dibinde mahsur kalmasının yanı sıra insan dişleri bulmuştu. Elindeki her şeyi bir kenara bırakıp telefonuna sarıldı.

RDImages/Epics/Getty Images

Galler Ulusal Müze’sindeki yetkilileri aradı. Ancak ona verdikleri cevap beklediği gibi olmadı. Yetkililer keşfi ile ilgili anlattıklarının tek bir kelimesine bile inanmadılar ve yüzüne güldüler!

Mike’ın Bahsettiği Bir Detay Yetkililerin Gülmesini Kesti

Yaptığı bir röportajda Mike, “Arkeologlar bana, bu bölgede daha önce hiçbir şey bulunmadığından bana inanmadıklarını söylediler” dedi. Potansiyel bir gömü alanı olan bu yer hakkındaki fikirlerini değiştirmesi gerekiyordu. Ama nasıl?

Maciej Luczniewski/NurPhoto via Getty Images

Bir anda aklına geldi; eski bir zincir ve mağaradaki garip izlerin yanı sıra insan kalıntıları bulduğunu söylemeyi unutmuştu. Bu detaydan bahsedince müze çalışanları gülmeyi kestiler.

Yetkililer Hayretler İçindeydi

Mike onlara konumunu gönderdi ve bilim insanları ile kurtarma ekibinin gelmesini bekledi. Müze yetkilileri bulunduğu yere geldiklerinde hayretler içindelerdi. Mike “bulunduğum yeri gördüklerinde yüzlerindeki ifade her şeyi anlatıyordu” dedi.

Gavin Fogg/AFP/GettyImages

Yetkililerin kendisini ciddiye almalarının yanı sıra Mike, kendisini bu delikten kurtarmak için birilerinin gelmesine de seviniyordu! Artık profesyonellerin kazıya başlama zamanı gelmişti!

İki Savaş Arabası Tekerleği Ortaya Çıkarttılar

Oradaki eserlerin çıkartılma süreci, Mike’ın Şubat ayındaki keşfinden dört ay sonra, Haziran ayında başladı. Düzgün bir plan ve kazı malzemeleri ile arkeologlar iki adet paslı at arabası tekerleri çıkartmayı başardılar. Bu, büyük bir şey keşfetmek üzere olduklarının bir göstergesiydi.

Mel Longhurst/VW Pics/Universal Images Group via Getty Images

Mike tüm bunların kendisinin yerde sikkeye benzer bir şeyi görüp çıkartmaya çalışmasıyla başladığına inanamıyordu. Bulduğu şeyin böylesine önemli bir keşfe yol açacağını hayal bile edemezdi. Hazine avcıları böylesine bir keşfi ancak rüyalarında görebilirlerdi!

Mike Sonunda İlk Keşfinin Adını Koyabildi

Mike ilk başta bulduğu zincirin ne olduğunu, dahası ne için kullanılmış olabileceğini asla keşfedemeyeceğini düşünüyordu. Ancak bu durum, müze çalışanlarının da yardımıyla değişti. Mike, bir röportajında “İlk bulduğum şey bir Kelt at koşumu parçasıydı.”

mikes_metaldetecting/Instagram

“Onu bulduğumda arkadaşlarım daha iyisini asla bulamayacağımı söylemişlerdi. Ancak ertesi gün geri gittim ve diğer şeyleri buldum.” Arkadaşları haksız çıkartmak buna denir! Arkeolog Rachel Hall’a göre birbirine bağlı “VV” işaretleri bir cadı izi.

“VV” Özel Bir Anlama Sahip

Bu işaretler cadıların bir binaya girmesini engellemek için yapılıyorlardı. Mark’ın bulduğu işaret Marian işareti olarak geçiyordu. Meryem Ana’nın adının baş harfi olduğuna inanılan işaret, bulunduğu yeri koruması için yapılıyordu.

ITV News/YouTube

Ancak mağaradaki izler biraz değişikti. Duvara panik halinde kazınmışlardı. Dahası her taraftaydılar. Pembrokeshire’da uzun bir zaman önce garip bir şeyler olmuştu.

Bölge Halkı Buranın Cehenneme Açılan Bir Kapı Olduğuna İnanıyordu

Arkeolog Alison Fearn’a göre 14 ila 18. yüzyıldan olan bu işaretler bölge halkının iblislerin dünyaya gelmelerini engellemek için kullandıkları bir yöntemdi. İşaretlerin mağaradaki yüzeyin neredeyse tamamını kapladıkları düşünüldüğünde bu açıklama Mike’a da mantıklı geliyordu.

Sepia Times/Universal Images Group via Getty Images

Bölge halkı bu odanın öteki dünyaya bir geçit olduğunu düşünmüş olmalılardı. 14. yüzyılda Avrupa’da bu, hafife alınacak bir konu değildi. Ancak bu Alison’ın Meryem Ana sembollerinden yaptığı tek çıkarım değildi.

VV Sembolünün Ardında Başka Bir Teori Daha Var

Bu semboller iblislere ve diğer canavarlara karşı korunmayı temsil etse de başka bir teori daha vardı. Bazıları Pembrokeshire kasabasının kıtlıklar, hastalıklar ve fakirlik ile boğuştuğuna inanıyordu. Tüm bunlar karanlık güçlere atfedilebilecek sorunlardı.

ITV News/YouTube

Emekli Yeni Ahit Dil ve Edebiyatı Profesörü John Charlesworth, bölge halkının büyük ihtimalle sembollere dair batıl inançlarla dolu olduklarına inanıyor. Kasabanın konumu ve mağaranın derinliği, bilinmeyenden korkmalarına neden olmuştu.

Eski Gelenekleri Anlamak

Kasaba halkı mağaranın iblislere ev sahipliği yaptığına inansalar da Mike’ın bulduğu alanda büyük ihtimalle bir kraliçe veya lider, savaş arabası ile birlikte gömülmüştü. Mike, “Bulduklarımın ne kadar önemli olduğunu hemen anlamıştım… Savaş arabası ile gömülmelere dair pek çok şey okumuştum ve böylesine bir keşif yapan kişi olmayı hayal etmiştim. Bu nedenle bu keşif benim için büyük bir onur” diyor.

English Heritage/Heritage Images/Getty Images

Arkeologlar savaş arabasının yaşının 2.500 kadar eski olabileceğini düşünüyorlar. Ayrıca Mike’ın ilk düşüncesinin aksine alanda insan kalıntıları yoktu. Mike’ın bulduğu diş, kraliçenin veya liderin savaş arabası ile gömülen atlardan birine aitti.

Yer Düzleşmişti

Yapılan daha derinlemesine bir inceleme, demir çağı dönemindeki yüksek rütbeli kişilerin genellikle silahları, savaş arabaları ve atları ile birlikte gömüldüklerini ortaya koydu. Mike, üst rütbeli kişinin savaş arabasının yanına gömülmek yerine içine, oturur pozisyonda gömüldüğüne inanıyor.

Tending Stories/YouTube

Tabii ki de savaş arabasının altında gömülü olduğu bir tümsek olmalıydı. Ancak yıllar içinde yer tekrar düzleşmişti. Keşfi hakkında daha fazla bilgi alan Mike, güvenilir metal detektörü ile kendisinin böylesine zengin bir tarih ortaya çıkarttığına inanamıyordu. Ve bu daha sadece bir başlangıçtı!

Büyük Makineleri Getirme Zamanı Geldi!

Müze yetkilileri alanı halka kapattıktan sonra büyük araçlarını getirdiler. Mike’ın denk geldiği tüm o küçük eserler düşünüldüğünde, çiftliğin tamamını yer radarı ile taramak gerekiyordu.

FRED TANNEAU/AFP via Getty Images

Büyük derken Büyük Hazine filminden çıkmışçasına bir büyüklükteki aletlerden bahsediyoruz. Mike’ın tek başına bulduklarının çılgınca olduğunu düşünüyorsanız jeofiziksel sonarın keşfettiklerine inanamayacaksınız!

Bir Halka Hendek Keşfettiler

Bölgeyi inceleyen arkeologlar, bir halka hendek keşfettiler! 12 metrelik çember alanın etrafını çevreliyordu. Dahası, birden fazla bulmuşlardı!

Jens Kalaene/picture alliance via Getty Images

Araştırmacılar, her biri halka hendeğin içerisinde bulunan iki tane daha gömü keşfettiler. Bu da onların Mike’ın gözden kaçırılmış bir Kelt yerleşkesi bulduğu sonucuna varmalarına neden oldu.

Mike ve Keşfi İçin Sonraki Adım Ne

Halka hendek gömü alanlarının yanı sıra Mike, aralarında bir broş, alet sapları ve bronz parçalar olan 34 eser daha bulmuştu. Bu adam ya çok şanslı ya da çok akıllı!

mikes_metaldetecting/Instagram

“Halen daha inanamıyorum. Diğer insanların keşiflerini okumuştum. Televizyonda izlerken ben de böyle bir şey bulmak isterdim, bu inanılmaz diye düşünmüştüm.” Hepsi bu kadar da değil!

Projenin Büyük Bir Fona İhtiyacı Var

Galler Ulusal Müzesi’nde tarihöncesi arkeoloji biriminin baş küratörü Adam Gwilt, bulunan kalıntıların büyük ihtimalle “tarihin büyük olaylarından bazılarına tanıklık ettiklerini” söyledi.

mikes_metaldetecting/Instagram

“Demir çağında insanlar yaşam stillerini ve kimliklerini Roma İmparatorluğu’nun yayılması karşısında koruyorlardı.” Projenin büyük bir fona ihtiyacı olacak. Adam ve ekibi eserlerin derinlemesine incelenmesi için çok sayıda partner ile beraber çalışıyorlar.

Günün Sorusu: Mike Ne Kadar Kazandı?

Gözünü keşiflerinin üzerinde tutan Mike, bulduklarından en az altı veya yedi haneli bir miktar kazanmayı bekliyor. Tabii bunu toprak sahibi ile paylaşması gerekiyor. Yine de bu işi hobi olarak yapan biri için hiç de fena değil!

Trending Stories/YouTube

Mike “Bu metal detektörü ile yapılan en büyük keşiflerden biri. Şimdiye kadar metal detektörü ile arama yapan biri tarafından keşfedilen bir savaş arabası olmamıştı. Daha önce de eser grupları bulunmuştu ancak hiçbiri bu kadar değildi.” diye belirtti. Umarız daha çok keşiflerin olur Mike!

Advertisement